![]() |
|
|
#1 | ||
|
Üyelik tarihi: 29 Ağustos 2010
Bulunduğu yer: İstanbul
Yaş: 40
Konular : 1456
Mesajlar: 1.670
Tecrübe Puanı: 10
Rep Puanı : 110
Rep Derecesi :
![]() ![]() Verdiği Teşekkür: 70
Aldığı Teşekkür: 85
iletisim :
|
![]() Değerli dostlar.Yaygın olan inanışa göre günahkar müslümanlar,günahlarının cezasını çekmek üzere cehenneme girecekler ve sonrasında (günahlarının bedeli kadar cehennemde kaldıktan sonra) Allah onları da affedip cennetine koyacaktır,deniliyor.Oysaki Kuran'da bir çok ayette bunun böyle olmadığını ve cehenneme giren kişinin bir daha cehennemden çıkmadığını söylüyor Allah. Bakın konu ile ilgili ayetler bize nasıl yol gösteriyor.. 1-)3 / AL-İ İMRAN - 88 Hâlidîne fîhâ, lâ yuhaffefu anhumul azâbu ve lâ hum yunzarûn(yunzarûne). (O lânetin) içinde de ebedî kalacaklardır. Onlardan azap hafifletilmeyecek ve onlara nazar edilmeyecektir (bakılmayacaktır 2-)3 / AL-İ İMRAN - 116 İnnellezîne keferû len tugniye anhum emvâluhum ve lâ evlâduhum minallâhi şeyâ(şeyen), ve ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne). Hiç şüphesiz o kâfirlerin, ne malları ve ne de evlâtları, onlara; Allahtan (gelecek bir cezaya) bir şeye, (karşı koymaya) yetmez. İşte onlar, ateş ehlidir. Orada devamlı kalacaklardır. 3-). 33 / AHZAB - 65 Hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden), lâ yecidûne veliyyen ve lâ nasîrâ(nasîren). Orada ebediyyen kalıcılardır (kalacak olanlardır). (Orada) bir dost ve bir yardımcı bulamazlar. 4-)7 / A'RAF - 36 Vellezîne kezzebû bi âyâtinâ vestekberû anhâ ulâike ashabun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne). Ve âyetlerimizi yalanlayan kimseler ve onlara karşı kibirlenenler, işte onlar ateş ehlidirler ve onlar, orada devamlı kalanlardır (kalacaklardır). 5-)7/A'RAF-40 İnnellezîne kezzebû bi âyâtinâ vestekberû anhâ lâ tufettehu lehum ebvâbus semâi ve lâ yedhulûnel cennete hattâ yelicel cemelu fî semmil hiyât(hiyâti) ve kezâlike neczîl mucrimîn(mucrimîne). Muhakkak ki âyetlerimizi yalanlayanlar ve onlara kibirlenenler; onlara gök kapıları açılmaz (ruhlarını hayatta iken Allaha ulaştıramazlar). Deve (veya urgan) iğne deliğinden geçmedikçe cennete giremezler. Mücrimleri (suçluları) işte böyle cezalandırırız. 6-)2 / BAKARA - 39 Vellezîne keferû ve kezzebû bi âyâtinâ ulâike ashâbun nâr(nârı), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne). Ve inkâr edenler ve âyetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar ateş ehlidir, orada ebedî kalacak olanlardır. 7-)2 / BAKARA - 81 Belâ men kesebe seyyieten ve ehâtat bihî hatîetuhu fe ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne). Hayır, (sandığınız gibi değil) kim günah kazanmış da hataları kendisini kuşatmışsa; işte onlar, ateş halkıdır ve içinde de devamlı kalacaklardır. 8-)2/BAKARA-86 Ulâikellezîneşteravul hayâted dunyâ bil âhireti, fe lâ yuhaffefu anhumul azâbu ve lâ hum yunsarûn(yunsarûne). İşte onlar öyle kimselerdir ki, dünya hayatını ahirete karşı satın almışlardır. Bu sebeple azap onlardan hiç hafifletilmeyecek ve onlara yardım da olunmayacaktır. 9-). 2 / BAKARA - 162 Hâlidîne fîhâ, lâ yuhaffefu anhumul azâbu ve lâ hum yunzarûn(yunzarûne). (Onlar) onun (lânetin) içinde ebediyyen kalacak olanlardır. Onlardan azap hafifletilmez ve onlara bakılmaz. 10-)2 / BAKARA - 167 Ve kâlellezînettebeû lev enne lenâ kerreten fe neteberree minhum kemâ teberreû minnâ kezâlike yurîhimullâhu amâlehum haserâtin aleyhim ve mâ hum bi hâricîne minen nâr(nâri). Ve o (Allahtan başkasına) tâbî olanlar dedi ki: Keşke bizim için (dünyaya) bir kere daha dönüş olsaydı. O zaman bizden uzaklaştıkları gibi, biz de onlardan uzaklaşırdık. Böylece Allah, onlara amellerinin hasara uğradığını (hüsrana düştüklerini) gösterecek. Ve onlar ateşten çıkacak da değiller. 11-)2 / BAKARA - 217 Yes***8217;elûneke aniş şehril harâmi kıtâlin fîh(fîhi), kul kıtâlun fîhi kebîr(kebîrun), ve saddun an sebîlillâhi ve kufrun bihî vel mescidil harâmi ve ihrâcu ehlihî minhu ekberu indallâh(indallâhi), vel fitnetu ekberu minel katl(katli), ve lâ yezâlûne yukâtilûnekum hattâ yeruddûkum an dînikum inistetâû ve men yertedid minkum an dînihî fe yemut ve huve kâfirun fe ulâike habitat amâluhum fîd dunyâ vel âhireh(âhireti), ve ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne). Sana haram (hürmetli) aydan ve onun içinde yapılan savaştan soruyorlar. De ki: Onun içinde (o ayda) savaş büyük (günahtır). (Fakat insanları) Allah yolundan saptırmak (alıkoymak) ve Onu inkâr etmek, (müminlere) Mescid-i Haramı (yasaklamak) ve onun halkını oradan (Mekkeden sürüp) çıkarmak ise Allah katında daha büyük (günahtır). Ve fitne, (adam) öldürmekten daha da büyük (bir suç ve günahtır). Eğer onların güçleri yetse (yapabilseler), sizi dîninizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaktan geri kalmazlar. Sizden kim dîninden dönerse, o taktirde o, kâfir olarak ölür. Bu sebeple işte onlar, onların amelleri dünyada ve ahirette boşa gitmiştir. Ve işte onlar, ateş ehlidir. Ve onlar, orada ebediyyen kalacak olanlardır. 12-)2 / BAKARA - 257 Allâhu velîyyullezîne âmenû, yuhricuhum minez zulumâti ilen nûr(nûri), vellezîne keferû evliyâuhumut tâgûtu yuhricûnehum minen nûri ilâz zulumât(zulumâti), ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne). Allah, âmenû olanların (Allaha ulaşmayı dileyenlerin) dostudur, onları (onların nefslerinin kalplerini) zulmetten nura çıkarır. Ve kâfirlerin dostları taguttur (onlar, şeytanı dost edinirler, şeytan kimseye dost olmaz), onları (onların nefslerinin kalplerini) nurdan zulmete çıkarırlar. İşte onlar, ateş ehlidir. Onlar, orada ebedî kalacak olanlardır. 13-)2 / BAKARA - 275 Ellezîne yekulûner ribâ lâ yekûmûne illâ kemâ yekûmullezî yetehabbetuhuş şeytânu minel mess(messi), zâlike bi ennehum kâlû innemal beyu mislur ribâ, ve ehallallâhul beya ve harramer ribâ fe men câehu meizatun min rabbihî fentehâ fe lehu mâ selef(selefe), ve emruhû ilâllâh(ilâllâhi), ve men âde fe ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne). Riba (faiz) yiyenler, kabirlerinden ancak şeytan çarpmasından hırpalanmış bir kimse gibi kalkarlar. İşte bu, onların: Fakat alışveriş faiz gibidir. demeleri sebebiyledir. Allah, alışverişi helâl; faizi haram kılmıştır. Bundan sonra, Rabbinden kendisine öğüt gelen kimse (ona uyarak) artık (faizden) vazgeçerse, o taktirde geçmiş olan (önceden aldığı faiz) onundur ve onun işi (onun hakkındaki hüküm) Allaha aittir. Ve kim de (faizciliğe) dönerse, işte onlar, ateş ehlidir. Ve onlar orada ebedî kalacak olanlardır. 14-)98 / BEYYİNE - 6 İnnellezîne keferû min ehlil kitâbi velmuşrikîne fî nâri cehenneme hâlidîne fîhâ, ulâike hum şerrul beriyeh(beriyyeti). Muhakkak ki onlar, kitap ehlinden kâfir olanlardır ve müşriklerdendir. Cehennem ateşi içinde ve ebediyyen kalacak olanlardır. İşte onlar, onlar yaratıkların en şerrlileridir. 15-)72 / CİN - 23 İllâ belâgan minallâhi ve risâlâtih(risâlâtihî), ve men yasıllâhe ve resûlehu fe inne lehu nâre cehenneme hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden). Allah tarafından olan tebliğ ve Onun (verdiği) risaleti hariç. Her kim, Allaha ve resûlüne karşı gelirse, isyan ederse, onun cezası cehennem ateşidir. Orada ebediyyen kalırlar. 16-)45/CASİYE-35 Zâlikum bi ennekumuttehaztum âyâtillâhi huzuven ve garretkumul hayâtud dunyâ, fel yevme lâ yuhrecûne minhâ ve lâ hum yustatebûn(yustatebûne). İşte bu, Allahın âyetlerini alay konusu etmeniz sebebiyledir. Ve sizi dünya hayatı aldattı. Öyleyse o gün oradan çıkarılmazlar. Ve onlardan bir özür istenmez (kabul edilmez). 17-)6 / EN'AM - 128 Ve yevme yahşuruhum cemîa(cemîan), yâ maşerel cinni kadisteksertum minel ins(insi) ve kâle evliyauhum minel insi rabbenestemtea badunâ bibadın ve belagnâ ecelenellezî eccelte lenâ, kâlen nâru mesvâkum hâlidîne fîhâ illâ mâ şâallâhu, inne rabbeke hakîmun alîm(alîmun). Ve onların hepsini biraraya topladığı gün (Allahû grayâ şöyle buyuracaktır): Ey cin topluluğu! İnsanlarla sayınızı artırdınız (tagutların arasına insanları da kattınız). Onlara dost olan insanlardan bir kısmı şöyle dedi: Rabbimiz, biz birbirimizden faydalandık ve Senin bize takdir ettiğin zamanın bitiş noktasına (sonuna) eriştik. (Allahû grayâ): Allahın dilediği şey (cehennemin yok olma zamanı gelmesi hali) hariç; sizin barınacağınız yer ateştir, orada ebedî kalacak olanlarsınız. buyurdu. Muhakkak ki; senin Rabbin, hüküm sahibi ve en iyi bilendir. 18-)21 / ENBİYA - 99 Lev kâne hâulâi âliheten mâ veradûhâ, ve kullun fîhâ hâlidûn(hâlidûne). Eğer onlar gerçekten ilâhlar olsaydılar, oraya (cehenneme) girmeyeceklerdi. Ve hepsi orada ebediyyen kalacak olanlardır. 19-)25 / FURKAN - 69 Yudâaf lehul azâbu yevmel kıyâmeti ve yahlud fîhî muhânâ(muhânen). Kıyâmet günü onun azabı kat kat artar. Ve orada alçaltılmış olarak ebediyyen kalır. 20-)41 / FUSSİLET - 24 Fe in yasbirû fen nâru mesven lehum ve in yestatibû fe mâ hum minel mutebîn(mutebîne). Artık sabredebilirlerse artık ateş onların kalacakları yerdir. Ve eğer onlar affedilmek isterlerse, onlar affedilecek olanlardan değillerdir. 21-)41 / FUSSİLET - 28 Zâlike cezâu adâillâhin nâr(nârun), lehum fîhâ dârul huld(huldi), cezâen bimâkânû bi âyâtinâ yechadûn(yechadûne). İşte bu Allahın düşmanlarının cezası ateştir. Âyetlerimizi bilerek inkâr etmiş olmaları sebebiyle ceza olarak, onlar için orada ebedîlik yurdu vardır. 22-)59 / HAŞR - 17 Fe kâne âkıbetehumâ ennehumâ fîn nâri hâlideyni fîhâ, ve zâlike cezâûz zâlimîn(zâlimîne). Böylece ikisinin akıbeti, ebediyen kalacakları ateşin içinde olmaktır. Zalimlerin cezası budur. 23-)1/HUD-8: Ve le in ahharnâ anhumul azâbe ilâ ummetin ma'dûdetin le yekûlunne mâ yahbisuh(yahbisuhu), e lâ yevme ye'tîhim leyse masrûfen anhum ve hâka bi him mâ kânû bihî yestehziûn(yestehziûne). Ve eğer bir ümmete azabı, (onlardan) belli bir süre ertelesek (tehir etsek), mutlaka: Onu tutan (men eden) nedir? derler. Onlara azap geldiği gün, onlardan uzaklaştırılacak değil. (Öyle) değil mi? Onunla alay etmiş oldukları şey, onları kuşattı (ihata etti). 24-)11 / HUD - 39 Fe sevfe talemûne men yetîhi azâbun yuhzîhi ve yehıllu aleyhi azâbun mukîm(mukîmun). Kendisine alçaltacak bir azap gelecek kimseleri artık yakında bileceksiniz. Ve onun üzerine, kalıcı azap nüfuz edecek. 25-)11 / HUD - 107 Hâlidîne fîhâ mâ dâmetis semâvâtu vel'ardu illâ mâ şâe rabbuk(rabbuke), inne rabbeke fe'âlun limâ yurîd(yurîdu). Onlar, semalar ve yeryüzü (cehennemin semaları ve arzı) durdukça orada ebedî kalanlardır (kalacaklardır). Rabbinin dilediği şey (cehennemi yok etmeyi dilemesi) hariç. Muhakkak ki senin Rabbin, dilediği şeyi yapandır. 26-)82 / İNFİTAR - 16 Ve mâ hum anhâ bi gâibîn(gâibîne). Ve ondan ayrılıp kaybolacak değildirler. 27-)18/KEHF-2 Kayyimen li yunzire be'sen şedîden min ledunhu ve yubeşşirel mu'minînellezîne ya'melûnes sâlihâti enne lehum ecren hasenâ(hasenen). (Kurân-ı Kerim), kayyum (kıyâmete kadar devam edecek) olarak, katından şiddetli azapla uyarmak ve salih amel yapan müminlere en güzel ecrin onların olduğunu müjdelemek için (indirildi). 18/KEHF-3 Mâkisîne fîhi ebedâ(ebeden). Orada ebedî olarak kalıcıdırlar (kalacaklardır). 28-)5 / MAİDE - 37 Yurîdûne en yahrucû minen nâri ve mâ hum bi hâricîne minhâ, ve lehum azâbun mukîm(mukîmun). Ateşten çıkmak isterler ama onlar, oradan çıkacak değillerdir. Onlar için daimî bir azap vardır. 29-)5 / MAİDE - 80 Terâ kesîran minhum yetevellevnellezîne keferû lebise mâ kaddemet lehum enfusuhum en sehıtallâhu aleyhim ve fîl azâbi hum hâlidûn(hâlidûne). Onlardan birçoğunun kâfirlere döndüğünü görürsün. Nefslerinin, kendilerine takdim ettiği şey; Allahın onlara öfkelenmesi, ne kötü. Onlar azapta ebedî kalırlar. 30-)58 / MUCADELE - 17 Len tugniye anhum emvâluhum ve lâ evlâduhum min allâhi şeyâ(şeyen), ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne). Onların malları ve evlâtları, Allahtan bir şeye (cefaya) karşı onlara asla fayda vermez. İşte onlar, ateş ehlidir ve orada ebediyyen kalacak olanlardır. 31-)47 / MUHAMMED - 15 Meselul cennetilletî vuidel muttekûn(muttekûne), fîhâ enhârun min mâin gayri âsin(âsinin), ve enhârun min lebenin lem yetegayyer tamuh(tamuhu), ve enhârun min hamrin lezzetin liş şâribîn(şâribîne), ve enhârun min aselin musaffâ(musaffen), ve lehum fîhâ min kullis semerâti ve magfiretun min rabbihim, ke men huve hâlidun fîn nâri ve sukû mâen hamîmen fe kattaa emâehum. Takva sahiplerine vaadedilen cennetin durumu şudur ki; içinde kokusu değişmeyen sudan nehirler, tadı bozulmayan sütten nehirler, içenlere lezzet veren şaraptan nehirler ve saf (süzülmüş) baldan nehirler bulunur. Onlar için orada her çeşit meyve bulunur ve (onlar için) Rablerinden mağfiret vardır. (Bunların durumu), ateşte devamlı kalacak olan ve hamîm (sıcak kaynar su) içirilen, bu sebeple bağırsakları parçalanan kimsenin durumu gibi midir? 32-)23 / MU'MİNUN - 103 Ve men haffet mevâzînuhu fe ulâikellezîne hasirû enfusehum fî cehenneme hâlidûn(hâlidûne). Ve kimin mizanı (sevap tartıları), hafif gelirse işte onlar, nefslerini hüsrana düşürenlerdir. Onlar, cehennemde ebediyyen kalacak olanlardır. 33-)40 / MU'MİN - 76 Udhulû ebvâbe cehenneme hâlidîne fîhâ, fe bise mesvel mutekebbirîn(mutekebbirîne). Ebediyyen orada kalmak üzere cehennemin kapılarından girin. Artık kibirlenenlerin kalacakları yer ne kötü. 34-)16 / NAHL - 29 Fedhulû ebvâbe cehenneme hâlidîne fîhâ fe lebise mesvel mutekebbirîn(mutekebbirîne). Haydi, orada ebediyyen kalmak üzere cehennemin kapılarından girin. Kibirlenenlerin (büyüklük taslayanların) kaldığı yer ne kötüdür. 35-)78 / NEBE - 23 Lâbisîne fîhâ ahkâbâ(ahkâben). Orada asırlarca (nihayetsiz olarak) kalacak olanlardır. 36-)4 / NİSA - 14 Ve men yasıllâhe ve resûlehu ve yeteadde hudûdehu yudhılhu nâren hâliden fîhâ ve lehu azâbun muhîn(muhînun). Kim Allaha ve peygamberine isyan eder ve Onun sınırlarını aşarsa, daimî kalmak üzere ateşe atılır. Onun için alçaltıcı bir azap vardır. 37-)4 / NİSA - 93 Ve men yaktul muminen muteammiden fe cezâuhu cehennemu hâliden fîhâ ve gadıballâhu aleyhi ve leanehu ve eadde lehu azâben azîmâ(azîmen). Ve kim, bir mümini taammüden (kastederek) öldürürse, onun cezası, içinde ebediyyen kalacağı cehennemdir ve Allahın gazabı ve lâneti onun üzerinedir. Allah, onun için büyük azap hazırlamıştır. 38-)4 / NİSA - 169 İllâ tarîka cehenneme hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden), ve kâne zâlike alâllâhi yesîrâ(yesîren). Sadece cehennem yoluna ulaştırır. Onlar orada ebediyyen kalacaklardır. Ve bu, Allah için kolaydır. 39-)13 / RAD - 5 Ve in taceb fe acebun kavluhum e izâ kunnâ turâben e innâ le fî halkın cedîd(cedîdin), ulâikellezîne keferû bi rabbihim, ve ulâikel aglâlu fî anâkıhim, ve ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne). Eğer acayip buluyorsan (şaşıyorsan) (bil ki asıl onların: Biz toprak olduğumuz zaman mı, gerçekten, mutlaka yeniden mi halkedileceğiz (yaratılacağız)?" sözleri acayip (şaşılacak şey)dir. İşte onlar, Rablerini inkâr eden kimselerdir. Ve işte onlar, boyunlarında demir halkalar olanlardır ve işte onlar ateş ehlidir. Onlar orada ebedî kalanlardır. 40-)37 / SAFFAT - 9 Duhûran ve lehum azâbun vâsib(vâsibun). Kovulmuş olarak, onlar için kesilmeyen sürekli azap vardır. 41-)32 / SECDE - 14 Fe zûkû bi mâ nesîtum likâe yevmikum hâzâ, innâ nesînâkum ve zûkû azâbel huldi bi mâ kuntum tamelûn(tamelûne). Öyleyse bulikâe (Allaha ulaşma) gününüzü, unutmanızdan dolayı (azabı) tadın. Muhakkak ki Biz de sizi unuttuk. Ve yaptıklarınız sebebiyle ebedî azabı tadın. 42-)32 / SECDE - 20 Ve emmellezîne fesekû fe mevâhumun nâr(nâru), kulle mâ erâdû en yahrucû minhâ uîdû fîhâ, ve kîle lehum zûkû azâben nârillezî kuntum bihî tukezzibûn(tukezzibûne). Fakat fasık olanlar, onların mevası (barınağı) ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde oraya iade edilirler (geri döndürülürler). Ve onlara: Ateşin azabını tadın! Ki onu tekzib etmiştiniz (yalanlamıştınız). denir. 43-)42 / ŞURA - 45 Ve terâhum yuredûne aleyhâ hâşiîneminez zulli yenzurûne min tarfin hafîy(hafîyyin), ve kâlellezîne âmenû innel hâsirînellezîne hasirû enfusehum ve ehlîhim yevmel kıyâmeh(kıyâmeti), e lâ innez zâlimîne fî azâbin mukîm(mukîmin). Ve onları zilletten boyun eğmiş olarak, ona (azaba) arz olunurken, gizli gizli (yan gözle) baktıklarını görürsün. Âmenû olanlar dediler ki: Muhakkak ki hüsranda olanlar, kıyâmet günü, kendilerini ve ailelerini hüsrana düşürenlerdir. Muhakkak ki zalimler, mukîm (devamlı) azabın içindedirler, değil mi? 44-)20 / TAHA - 101 Hâlidîne fîh(fîhi), ve sâe lehum yevmel kıyâmeti hımlâ(hımlen). Onlar, onda (o yükün getireceği azabın içinde) ebedî kalacak olanlardır. Ve kıyâmet günü yüklendikleri, onlar için ne kötü (yük)tür. 45-)20 / TAHA - 127 Ve kezâlike neczî men esrefe ve lem yumin bi âyâti rabbih(rabbihî), ve le azâbul âhıreti eşeddu ve ebkâ. İsraf edenleri (haddi aşanları) ve Rabbinin âyetlerine inanmayanları işte böyle cezalandırırız. Ve ahiret azabı daha şiddetli ve bâkidir (devamlıdır). 46-)64 / TEGABUN - 10 Vellezîne keferû ve kezzebû bi âyâtinâ ulâike ashâbun nâri hâlidîne fîhâ ve bisel masîr(masîru). Ve onlar ki âyetlerimizi inkâr edenler ve yalanlayanlardır. İşte onlar ateş ehlidirler ve orada (cehennemde) ebediyyen kalacak olanlardır. Ne kötü varış yeri. 47-)9 / TEVBE - 17 Mâ kâne lil muşrikîne en ya'murû mesâcidallâhi şâhidîne alâ enfusihim bil kufr(kufri), ulâike habitat a'mâluhum ve fîn nâri hum hâlidûn (hâlidûne). Müşriklerin, Allahın mescidlerini imar etmeleri olmaz. Kendilerinin (nefslerinin) küfürlerine (inkârlarına, kâfirliklerine) şahitler iken. İşte onların amelleri heba olmuştur. Ve onlar, ateşte ebedî kalacak olanlardır. 48-)9 / TEVBE - 63 E lem yalemû ennehu men yuhâdidillâhe ve resûlehu fe enne lehu nâre cehenneme hâliden fîhâ, zâlikel hızyul azîm(azîmu). Allah ve Onun resûlüne karşı, kim haddi aşarsa, artık onun için mutlaka orada ebediyyen kalacağı cehennem ateşinin olduğunu bilmiyorlar mı? İşte bu, büyük rüsvalıktır (rezilliktir). 49-)9 / TEVBE - 68 Vaadallâhul munâfikîne vel munâfikâti vel kuffâre nâre cehenneme hâlidîne fîhâ hiye hasbuhum, ve leanehumullâh(leanehumullâhu) ve lehum azâbun mukîm (mukîmun). Allah, münafık erkeklere ve münafık kadınlara ve kâfirlere, orada ebedî kalacakları cehennem ateşini vaadetti. O (cehennem), onlara yeter. Ve Allah, onlara lânet etti. Ve onlar için ikâme edilmiş olan (devamlı kılınan) bir azap vardır. 50-)10 / YUNUS - 27 Vellezîne kesebûs seyyiâti cezâu seyyietin bi mislihâ ve terhekuhum zilleh(zilletun), mâ lehum minallâhi min âsim(âsimin), ke ennemâ ugsîyet vucûhuhum kita'an minel leyli muzlimâ(muzlimen), ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne). Seyyiat kazanan kimselerin seyyiatlerinin cezası, onun misli kadardır. Ve onları bir zillet kaplar. Ve onların Allaha karşı bir koruyucusu yoktur. Onların yüzleri karanlık geceden bir parça ile kaplanmış gibidir. İşte onlar, ateş halkıdır. Onlar, orada devamlı kalanlardır (kalacak olanlardır). 51-)10 / YUNUS - 52 Summe kîle lillezîne zalemû zûkû azâbel huld(huldi), hel tuczevne illâ bimâ kuntum teksibûn(teksibûne). Sonra zulmedenlere: Ebedî (devamlı) azabı tadın! denildi. Kazandıklarınızdan başkası ile mi cezalandırılacaksınız? 52-)39 / ZUMER - 40 Men yetîhi azâbun yuhzîhi ve yahıllu aleyhi azâbun mukîm(mukîmun). Kendisini rezil edecek azap, kime gelecekse (ona ulaşır) ve mukim (sürekli) azap onunüstüne iner. 53-)39 / ZUMER - 72 Kîledhulû ebvâbe cehenneme hâlidîne fîhâ, fe bise mesvel mutekebbirîn(mutekebbirîne). (Onlara): Orada ebediyyen kalmak üzere cehennemin kapılarından girin! denildi. Artık kibirlenenlerin mesvası (kalacağı yer) ne kötü. 54-)43 / ZUHRUF - 74 İnnel mucrimîne fî azâbi cehenneme hâlidûn(hâlidûne). Muhakkak ki mücrimler (suçlular), cehennem azabı içinde ebediyyen kalacak olanlardır. 55-)43 / ZUHRUF - 75 Lâ yufetteru anhum ve hum fîhi mublisûn(mublisûne). (Azap) onlardan hafifletilmez. Ve onlar, orada (Allahın rahmetinden) ümit kesmiş olanlardır. ************************************************** ******* + 5/MAİDE-72: Lekad keferallezîne kâlû innallâhe huvel mesîhubnu meryem(meryeme) ve kâlel mesîhu yâ benî isrâîlabudûllâhe rabbî ve rabbekum innehu men yuşrik billâhi fekad harremallâhu aleyhil cennete ve mevâhun nâr(nâru) ve mâ liz zâlimîne min ensâr(ensârin). Andolsun ki; Muhakkak ki; Allah, O, Meryemoğlu mesihtir.diyenler, kâfir olmuşlardır. Oysa mesih (Hz. İsa, onlara) şöyle demişti: Ey İsrailoğulları! Benim Rabbim ve sizin Rabbiniz olan Allaha kul olun. Doğrusu kim Allaha şirk (eş, ortak) koşarsa, muhakkak ki; Allah, ona cenneti haram etmiştir ve onun varacağı yer ateştir. Zalimler için bir yardımcı da yoktur. 74/MUDESSİR-27: Ve mâ edrâke mâ sekar(sekaru). Cehennem (sakar) nedir, sen bilir misin? 74/MUDESSİR-28: Lâ tubkî ve lâ tezer(tezeru). Ne alıkoyar(cehhenemi görmek için gelem müminleri), ne bırakır. (azab çekmek için giren kimseleri) 3/AL-İ İMRAN-188 Lâ tahsebennellezîne yefrahûne bi mâ etev ve yuhıbbûne en yuhmedû bi mâ lem yefalû fe lâ tahsebennehum bi mefâzetin minel azâb(azâbi), ve lehum azâbun elîm(elîmun). O karşılaştıkları şeyler ile şımaran, yapmadıkları şeylerle de övülmeyi sevenlerin, sakın azaptan kurtulacaklarını sanma. Zannetme ki (onlar, azaptan kurtulacak). Onlar için elîm bir azap var. ************************************************** ********** ** 5-)7/A'RAF-40 İnnellezîne kezzebû bi âyâtinâ vestekberû anhâ lâ tufettehu lehum ebvâbus semâi ve lâ yedhulûnel cennete hattâ yelicel cemelu fî semmil hiyât(hiyâti) ve kezâlike neczîl mucrimîn(mucrimîne). Muhakkak ki âyetlerimizi yalanlayanlar ve onlara kibirlenenler; onlara gök kapıları açılmaz (ruhlarını hayatta iken Allaha ulaştıramazlar). Deve (veya urgan) iğne deliğinden geçmedikçe cennete giremezler. Mücrimleri (suçluları) işte böyle cezalandırırız. 2/BAKARA-86 Ulâikellezîneşteravul hayâted dunyâ bil âhireti, fe lâ yuhaffefu anhumul azâbu ve lâ hum yunsarûn(yunsarûne). İşte onlar öyle kimselerdir ki, dünya hayatını ahirete karşı satın almışlardır. Bu sebeple azap onlardan hiç hafifletilmeyecek ve onlara yardım da olunmayacaktır. 15-)45/CASİYE-35 Zâlikum bi ennekumuttehaztum âyâtillâhi huzuven ve garretkumul hayâtud dunyâ, fel yevme lâ yuhrecûne minhâ ve lâ hum yusta tebûn(yusta tebûne). İşte bu, Allahın âyetlerini alay konusu etmeniz sebebiyledir. Ve sizi dünya hayatı aldattı. Öyleyse o gün oradan çıkarılmazlar. Ve onlardan bir özür istenmez (kabul edilmez). 26-)18/KEHF-2 Kayyimen li yunzire be'sen şedîden min ledunhu ve yubeşşirel mu'minînellezîne ya'melûnes sâlihâti enne lehum ecren hasenâ(hasenen). (Kurân-ı Kerim), kayyum (kıyâmete kadar devam edecek) olarak, katından şiddetli azapla uyarmak ve salih amel yapan müminlere en güzel ecrin onların olduğunu müjdelemek için (indirildi). 18/KEHF-3 Mâkisîne fîhi ebedâ(ebeden). Orada ebedî olarak kalıcıdırlar (kalacaklardır). 22-)1/HUD-8: Ve le in ahharnâ anhumul azâbe ilâ ummetin ma'dûdetin le yekûlunne mâ yahbisuh(yahbisuhu), e lâ yevme ye'tîhim leyse masrûfen anhum ve hâka bi him mâ kânû bihî yestehziûn(yestehziûne). Ve eğer bir ümmete azabı, (onlardan) belli bir süre ertelesek (tehir etsek), mutlaka: Onu tutan (men eden) nedir? derler. Onlara azap geldiği gün, onlardan uzaklaştırılacak değil. (Öyle) değil mi? Onunla alay etmiş oldukları şey, onları kuşattı (ihata etti).
Gerçeği insanların ölçüleri ile değil,insanları gerçeğin ölçüleri tanı |
||
|
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Esma'ül-Hüsna, Esma-i Hüsna, Esma el-Hüsna, Allah'ın 99 Güzel İsmi | muhsin iyi | Tasavvuf ve İslam | 2 | 11 Aralık 2011 22:44 |
| Allahın Sıfatları Nelerdir? Zati (Selbi) ve Sübuti Sıfatlar Nelerdir? | muhsin iyi | Tasavvuf ve İslam | 0 | 20 Ağustos 2011 14:13 |
| Amway: Gönüllü Kölelik | Abdullah | Sizden Gelenler | 0 | 28 Nisan 2011 22:17 |
| MAZLUMDER 2009 DÜNYA İNSAN HAKLARI RAPORU | Abdullah | Hak İhlalleri | 0 | 20 Aralık 2010 18:52 |
| Nefs" Kavramı Çerçevesinde Kur'an'da Kişiliğin Tekâmül Aşamaları | Abdullah | Kuran'i Terimler | 0 | 03 Eylül 2010 21:06 |
![]() |
| Paylaş |
| Etiketler |
| cehennemde, cikarilmayacak, insan, kalinacakasla, surekli |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
| Dil Seçimi - Language Selection |
|
|