Kuran Akademisi  

Go Back   Kuran Akademisi > Kuran Akademisi > Sünnet Usulü

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 01 Eylül 2010   #1
Abdullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Abdullah
Admin
Kuranakademisi.com ile Kuranın aydınlığına doğru...
Üyelik tarihi: 29 Ağustos 2010
Bulunduğu yer: İstanbul
Yaş: 40
Konular : 1456
Mesajlar: 1.670
Tecrübe Puanı: 10
Rep Puanı : 110
Rep Derecesi : Abdullah will become famous soon enoughAbdullah will become famous soon enough
Verdiği Teşekkür: 70
Aldığı Teşekkür: 85
iletisim :
Standart "Hadis" ve "Sünnet" konusunda Yanılgılar

Rahman ve Rahiym Olan Allah'ın Adıyla
"Hadis" ve "Sünnet" konusunda Yanılgılar
Hadis ve Sünnet konusunda Yanılgılar


Hadîs ve Sünnet Kavram Kargaşası:

Hadîs sözlük anlamında ifade edilen söz ve söylem anlamlarına gelmektedir. Ancak daha sonraki süreçte Resulullahtan rivayet edilen sözler anlamında kullanılmış ve İmam Şafiinin yorumuyla Sünnet kavramıyla özdeşleştirilmiştir. Hadîs Kuranda hadîs ve ahâdis kipleriyle 28 yerde geçmektedir. (4:42,78,87,140; 6:68; 7:185; 12:6,111; 18:6; 20:9; 23:44; 31:6; 33:53; 39:29; 45:6; 51:24; 52:34; 53:39; 56:81; 66:3; 68:44; 77:50; 79:15; 85:17; 88:1 ) Istılahi anlamın en geniş anlamda sözlük anlamına tabi olduğunu hatırda tutarsak, Kuran, kendisinden başka hiçbir Hadîsin/sözün/söylemin iman edilecek, nass değeri olabilecek bir söz/söylem olamayacağını muhkem biçimde ifade etmektedir. Çünkü her Hadîs söz/söylemdir ancak her söz ıstılahi anlamda Hadîs/Rivâyeti ân Resûl değildir. Dolayısıyla Kuranın geniş anlamda kullandığı Hadîs/söz ifadesi Resulullaha atfedilen sözleri de kapsamaktadır. Kuranın temel ilkelerinden biri de şudur:
Sözlerden/Hadîslerden bir söz olan ancak ahsenul hadîs olan Kuranın yanında başka hiçbir sözün/hadîsin ona eş koşulamayacağı yani Kuranla aynı değerde kabul edilemeyeceği daha da açarsak: Nass, evrensel dinsel kaynak olarak asla Kuran dışında bir hadîsin/sözün iman edilecek bir söz olamayacağıdır:
Bundan sonra hangi söze inanacaklar? (Araf 7:185) Artık Allahtan ve Onun delillerinden sonra hangi söze inanırlar? (Ahkaf 45:6) Kurandan başka hangi söze inanacaklar? (Mürselat 77:50) Kuran uydurulmuş bir söz değildir. (Yusuf 12:111) İnsanlar arasında, bir bilgisi olmadığı halde Allah yolundan saptırmak için gerçeği boş sözlerle değişenler ve Allah yolunu alaya alanlar vardır. İşte alçaltıcı azap bunlar içindir. ( Lokman 31:6)
Kuranda anlatılan bu kriter Kuran öğrencisi/öğretmeni olarak tanınan İbn-i Mesûddan aktarılan şu sözle de teyit edilmektedir: En güzel hadîs Allahın Kitabıdır. (Buhari, 78, Edeb, 70, 6:96, İtisam 2, 8:139) Bu tarihi ifadeyi karşılaştırın: Kuran Zümer 39:18
Helal, Allahın, Kitabında helal kıldıklarıdır. Haram da Onun, Kitabında haram kıldıklarıdır. Hakkında bir şey söylemeyip susutuğu şeyler de affettiklerindendir (mübah şeylerdir) (Tirmizi, Libas: 6, İbn-i Mace, Atime: 60)
Bu tarihi bilgi de yukarıdaki Kuran ayetleriyle uyum göstermektedir. Burada vurgulamak istediğimiz şey Kuranın İlahî olması hasebiyle Nass olması Nass olması sebebiyle de Furqan yani doğruyla yanlışı ayırd edebilme cetveli olmasıdır. Yoksa tüm Hadîs rivayetlerini yok saymak, reddetmek değil onların konumunun tarihi/yardımcı bilgiler sınıfında değerlendirilebilecek bir konumda olduğunu belirtmektir. Kuran dışında hiçbir kaynak Furqan olamaz. Evrensel hükümleri ve ölçüleri koyarak diğer tüm sözleri/hadîsleri ilzam eden, çöpe atılıp atılmamasına, faydalanılıp faydalanılmamasına karar veren tek Furkan Kurandır.
Bu anlam çerçevesini belirledikten sonra Allah Resulüne ait olduğu ifade edilen hadisin ne olduğuna cevap verebiliriz. Hadis metinleri anlamları (mâna ile) rivayet edilen lafızları ise rivayet edenlerin (râvilerin) ifadelerinden oluşan Allah Resulünden geldiği rivayet olunan sözlerdir. Belirli isnad zincirleriyle gerçekten Resule kadar ulaşıp ulaşmadığı sıhhat derecelerine göre derecelendirilmiş bilgi aktarımlarıdır.
Sünnet (Sûnnah) kelimesi Kuran-ı Kerimin sekiz suresinin 14 yerinde geçer. Bunlardan ikisi çoğul, diğer yerlerde ise tekil olarak zikredilir. ***8216;s.n.n. kökünden gelen sünnet kelimesi sözlükte:tutulan yol, hal, tavır, gidişat, tavır, çığır, kanun, adet, hüküm, olaylar ve yol manalarında kullanılır. Kuranda ise ***8216;sünnet kelimeleri genelde değişmez kanunlar için kullanılmıştır. Hz Peygamberin izlediği yol, hareket tarzları ve yaşayış halleridir. (Al-i İmran 3/137, Fatır 35/43) Dolayısıyla hadis, Hz. Peygambere ait olduğu iddia edilen bir söz rivayeti iken diğeri yani Sünnet bu sözleri de aşan uygulamalar bütünüdür. Aşağıdaki örnekler bunu kanıtlamaktadır: Abdurrahman b. Mehdînin (ö. 198/813) şöyle dedigi rivayet olunmuştur: Sûfyan Sevrî Sünnet konusunda değil, fakat hadis konusunda bir otorite (imam) idi; Evzaî (ö.157/774) için ise aksi sözkonusu idi. İmam Malik (ö.179/795) ise bu iki özelligi şahsında mükemmel bir biçimde bir araya getirmiştir. Ebû Dâvûd (ö. 275/888) Bu hadiste beş Sünnet bulunmaktadır. Yani amelî kurallar niteliğindeki beş husus bu hadisten çıkarılabilir demektedir.
İmam Mâlikin, Bu aynı zamanda bizde olan Sünnettir, Fakat bizde olan Sünnet şudur ya da sıkça bizim uygulamamız (emr veya amel) şudur. ya da üzerinde görüş birliğine vardığımız uygulama (emrul-mûctemâ aleyh) şudur. Bazen, yerleşmiş olan Sünnet budur (kad medat es-Sûnnetû) sözlerinden o sıradaki (Medinedeki) uygulamaların Sünnet kapsamında degerlendirildigini anlamaktayız.


imza

Gerçeği insanların ölçüleri ile değil,insanları gerçeğin ölçüleri tanı


Abdullah isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01 Eylül 2010   #2
Abdullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Abdullah
Admin
Kuranakademisi.com ile Kuranın aydınlığına doğru...
Üyelik tarihi: 29 Ağustos 2010
Bulunduğu yer: İstanbul
Yaş: 40
Konular : 1456
Mesajlar: 1.670
Tecrübe Puanı: 10
Rep Puanı : 110
Rep Derecesi : Abdullah will become famous soon enoughAbdullah will become famous soon enough
Verdiği Teşekkür: 70
Aldığı Teşekkür: 85
iletisim :
Standart Cevap: "Hadis" ve "Sünnet" konusunda Yanılgılar
Hadis ve Sünnet Konusunda Yanılgılar:
a) Gelenekçi Yanılgılar:
İlk dönemde İlim ehli arasında yaygın olmayan kavram kargaşası zaman içerisinde şekillenen mezhep çatışmalarının da etkisiyle çeşitli resmî söylemlerin inşâ edilmesine zemin hazırlamıştır. Bu söylemlerin şekillendirilmesi sırasında Hz. Resul ve sonrası erken İslami çağlarda yüklenmeyen kimi anlamlar Hadis ve Sünnet kelimelerine yüklenir hale gelmiştir. Yukarıda özetle vermeye çalıştığımız kavram çerçevelerinden bağımsızlaştırılaştırılmıştır.
· Hadis sanki Allah Resulünün dilinden aynen duyulmuş gibi algılanır hale gelmiştir. Böylesi bir algılama hadisleri orta ve geç dönemlerde incelemeye çalışan alimlerin sanki Allah Resülünü eleştiriyormuş gibi (!) suçlanmasına sebep olmuştur. Hadislerin lafız ve mâna ile Allah Resulünün sözü olarak sanılması hadislerin aslında Allah Resulünden rivayet olunan ona atfedilen sözler olduğu gerçeğinin unutulmasına yol açmıştır. Bu sebepledir ki hadisin sıhhat derecesi vardır.
Yani söz konusu rivayetin Allah Resulünün sözü olma ihtimalinin olasılığı Oysa bugün itibariyle herhangi bir hadis kitabını okuyan kimse sanki Televizyonda Resulullahı izler gibi, onun ses kaydını dinler gibi hadisleri okumaktadır. Bu yanılgı sebebiyle hadislere ilmi kriterleri gözeterek eleştirel yaklaşan kimi alimler/araştırmacılar sünneti reddetmekle(!) Resule itaat etmemekle(!) vb. ağır ithamlarla suçlanabilmektedir. Bu şahsiyetlere Ûstad Muhammed el-Gazâli ve Şehîd Seyyid Kutub örnek gösterilebilir.
· Gelenekçi yanılgıların bir diğeri de Hadis ve sünnetin eşanlamlı olarak kullanılmasıdır. Oysa yukarıdaki anlam alanlarında da gördüğümüz gibi iki farklı şeyi ifade etmektedirler. Sünnet nesilden nesile uygulana gelen Allah Resulünün Kuran uygulamalarıdır. Bir amelin uygulanıyor olması ve bu uygulamanın mütevatir bir biçimde bize kadar yaşanmış olması sağlamlık olarak çok yüksek bir dereceyi ifade etmektedir. Ancak hadis ise bir uygulama değil bazen uygulamalardan da bahseden sözleri/rivayetleri ifade etmektedir.
Ayrıca bu rivayetler sünnetler gibi uygulama ile değil sözel aktarımlarla kitaplara geçmişlerdir. Dolayısıyla uygulamalarla sözleri eş değerde tutamayız. Gelenekçi yanılgı uygulamaların önemine ve sağlamlığına atıf vererek sağlamlık derecesi daha düşük bir konumda olan rivayetleri onunla eş tutmakta ve sünnetin kanatları altında hadisleri dokunulmaz kılmaktadır. Bu ise başta hadis ilmi olmak üzere tahkik ehline haksızlıktır.
b) Reddiyeci Yanılgılar
Özellikle Modernizmin getirdiği aşağılık kompleksiyle hareket eden ve oryantalist tezlerin yeşile boyanmış kimi tekrarları olarak tanımlayabileceğimiz kimi modernist islam söylemleri ve bunlara ek olarak tamamen samimi ama aceleci olarak ortaya çıkan sadece Kuranı savunan bazı Müslümanların hadis ve sünnet kavramlarına yaklaşımları da çeşitli yanılgılar içermektedir.
· Örneğin gelenekçi hadis=sünnet yanılgısı aynı şekilde tekrarlanmakta ve bu tüm Kuranî sünnetlerin tasfiyesine mazeret olarak öne sürülmektedir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi tanım olarak ve nitelik açısından birbirlerinden farklı olan iki şey aynı kefede değerlendirilerek aynı kriterler eşliğinde eleştirilmektedir.
Oysa bu teknik bir hatadır. Kurandan başka hiçbir kaynağa başvurmama önyargısı hadis metinlerinin muhakak yanlış olması gerektiği, Kuranla çatışması gerektiği önyargılarına yol açmaktadır. Ayrıca bir uygulamanın (sünnetin) Kurana uygun olması ve bizden önceki Müslüman nesillerce kitlesel olarak uygulanarak bize intikal etmesinin bu yaklaşım sahiplerince hiçbir değerinin olmaması sorgulanmamaktadır. Oysa Aklen böylesi uygulamalar üzerinde böylesi kitlesel bir konsensüs bulunuyor olması bu uygulamaların Allah Resulü ve arkadaşlarından bize ulaştığının güçlü bir delilidir. Tıpkı Hz. İbrahimin sünnetlerinin Hz. Muhammede kadar ulaşması gibi. Namazın kılınış şekli, Allah Resulünün Kuran ahkamını uygulayışı da bize bu mütevatirlik eşliğinde ulaşmaktadır. Önce Sünnet=Hadis yanılgısına ortak olup sonra kimi uydurma ve zayıf rivayetler gerekçe gösterilerek başka bir kategorinin reddediliyor olması teknik bir kıyas hatasını ifade etmektedir. Bu açıdan Hadis ve Sünnet reddiyeciliği anlamaya yönelik, doğru olma ihtimalini de gözönüne alan bir yaklaşım değildir. Oysa Hadis rivayetleri incelendiğinde görülecektir ki çoğu metin Kuranın nüzul ortamını anlamamıza, Kuran kelimelerinin o dönemde nasıl kullanıldığını öğrenmemize yardımcı olmaktadır.
· Hadislere yönelik ikinci yanılgı ise onların 200 yıl sonra yazıya geçirildiği ve bu sebeple güvenilmez metinler oldukları önyargısıdır. Oysa yapılan tarihi araştırmalar göstermektedir ki takriben 80 ilâ 100 yıl içerisinde yazıya geçirilmiştir ve sonrasında toplanmıştır (tedvin).
Bu süre hadislerin unutulmasına ya da güvenilirliklerinin zedelenmesine yol açmaz çünkü bilinmektedir ki Musannefler bulunmaktadır. Sahife ve Musanneflerden sonra da Muvatta ve diğer kitaplar derlenmiştir. İlmi olarak baktığımızda sözel kültürün güçlü olduğu arap toplumunda rivayetlerin hıfz edilmiş olması ve kısa bir zaman aralığı sonrasında yazıya geçirilmiş olması hadislere yönelik sonradan yazıldılar doğru olamazlar iddiasını havada bırakmaktadır. Ayrıca Ehl-i Beyt kanalıyla gelişen başka bir rivayet kültürü de çoğu noktada benzerlik gösteren bilgiler sunmaktadır. Burada seçici olmakla süpürücü olmayı ayırıyoruz. Furkanın ilkeleriyle metinlere yaklaşmak gerekiyor. Bu metinlere önceden olumsuz bir bakış geliştirmeden önce bunu yapmak gerekiyor ki adaletli olunabilsin.
· Hadis sayılarının çok fazla olduğu dolayısıyla bu kadar hadisin Resule ait olamayacağı yanılgısı. Hadis metinlerinin otoritelerini anlatmak için bazı ehl-i hadis kitaplarında hadislerin rakamları tekrar sayılarıyla birlikte anılarak çok gösterilmiştir. Gelin görün ki bu övünme söylemi süpürücülerin elinde bir silaha dönüşmüştür. Oysa hem sahabelerin (özellikle de Ebu Hureyrenin) hem de Buhari gibi eserlerin rivayet sayıları tekrarları düşüldüğünde gayet makûl rakamlara ulaşılmaktadır. Örneğin Ebu Hureyre tekrarlarıyla beraber 5374 tekrarsız olarak 1336 başka bir sayıma göre ise tekrarsız 1579 Hadîs rivayet etmiştir. (Bkz. Cevamius - Siyre, s. 276)
· Bu yanılgıların yanında hiçbir ilmi değere haiz olmayan art niyetli zannî teoriler de yeni önyargıların doğmasına sebep olmaktadır. Örneğin Ebu Hureyrenin hiç yaşamadığı(!) hadis kitaplarının aslında İslam düşmanlarınca İslamı yıkmak için yazıldığı(!) Hadis kitapları yazarlarının Arap olmadığı(!?!) gibi garip, komik ve art niyetli iddialarla desteklenmektedir.
Allah Resulünden rivayet olunan sözlere zaman içinde başka sözlerin karışmış olması, kimi dönemlerde kimi çevrelerin sistematik olarak hadis üretmeleri, rivayetlerin aktarım sürecinde aktaranların örfi öncüllerin metinlere etki etmesi gibi etkenler elbette vakidir. Ama tüm bunlar yine hadis ilmi içerisinde kritiğe tabi tutulmuştur ve bizim sorumluluğumuz bu eleştirel ama saygılı yöntemi sürdürmektir. Bu yöntem sayesinde adaletsizlikten kaçınabiliriz. Bu bağlamda Dünyada Muhammed Abdûh, Tahir b. Aşûr, Muhammed Gazâli, Emin Ahsen Islâhî, Muhammed Imârâ gibi alimlerin temsil ettiği dengeli hattı, kendi coğrafyamızda ise Said Çekmegil, Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu, Mustafa İslamoğlu gibi isimlerin çabalarını örnek olarak gösterebiliriz. Dengeli olmak yanılgılardan bizi azâmi ölöüde uzak tutacaktır. İlim ahlakını kazandıracaktır.


imza

Gerçeği insanların ölçüleri ile değil,insanları gerçeğin ölçüleri tanı


Abdullah isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Yeni Konu aç Cevapla

Paylaş

Etiketler
hadis, konusunda, sunnet, yanilgilar


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim

Sitemap
13, 12, 3, 8, 9, 10, 11, 29, 30, 31, 32, 33, 38, 37, 39, 41, 42, 43, 49, 45, 48, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 58, 57, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 72, 70, 71, 73, 74, 75, 76, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 85,
Dil Seçimi - Language Selection
Dansk - Deutsch - English - Español - Français - Indonesia - Italiano - Nederlands - Polski - Português - Filipino

.


vBulletin® Version 3.8.6 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd
Kuran Akademisi