![]() |
|
|
#1 | ||
|
Üyelik tarihi: 29 Ağustos 2010
Bulunduğu yer: İstanbul
Yaş: 40
Konular : 1456
Mesajlar: 1.670
Tecrübe Puanı: 10
Rep Puanı : 110
Rep Derecesi :
![]() ![]() Verdiği Teşekkür: 70
Aldığı Teşekkür: 85
iletisim :
|
![]() Dinin kurucusu ve koruyucusu Allah'tır. Peygamberler Kurucu değil, tebliğ edici tanıtıcıdırlar.Din gönderme, din adına emir ve yasaklar koyma Allah'a aittir. Kısaca; hüküm Allah'ındır. Din konusunda, tam bir tekel sözkonusudur. Aksi ise şirktir. Kuran bu konuda; "Saf, temiz ve erdirici din, Allah'ın tekelindedir (Zümer/3)" diyor. Din konusunda haram-helal koyma yetkisi peygamberler de dahil hiç kimseye verilmemiştir. Aksi halde tevhidden uzaklaşılır. Şirke gidilir. Kuran haram koyma yetkisini Peygamberlere dahi vermemiştir. (Bakınız Kuranın şu ayetlerine; Tahrim/ En'am/119,140 A'raf/32 Maide/87 ) Haram koyma yetkisini kullanmaya kalkmak Şirktir, Şirke götürür. Bu çerçevede Kuran, "Vahye Dayanma İlkesini" Dinin omurga noktalarından biri olarak yerleştirmek ister. O halde dinin içeriği ve çerçevesi Vahy tarafından belirtilir.İslamda bu belirlemeyi, ilahi kelam adını taşıyan Vahy/Kuran yapar. Kuran bu bütünlük içerisinde zaman üstü bir özellik taşır.Yani çağın değişimleri karşısında Kuran; güncelliğini muhafaza eder.Bu, ilahi mesajın/ Vahyin karakteristik özelliğidir ve Allah tarafından korunmuştur.Bu ilahi karakteristiğe "Kuran Mucizesi" denir. Bunun yanısıra Kuran, zamanüstülüğü sağlama hususunda, bizzat kendi eliyle "insana bir açık alan "oluşturmuştur. Kuran düşüncesinde bu alan ictihat alanıdır. Dolayısıyla "Din İlahi ve Diyanet Beşeri" bir alandır. Bunu birbirinden kesin olarak ayırmak gerekir. Aksi hali, şirke götürür. Tarihte Din ile Diyanetin birbirine karıştırıldığını çok devirde görebiliriz.Din, Diyanete mahkum edilmiş ve Dinin yerine Diyanetin geçirildiğine şahit olmuşuzdur. Bu sürecin devamında Yorumlanan Din, zamanla Değiştirilen Din haline gelmiştir. Dinin değil de Diyanetin zamanüstülüğünü ilan eden bir anlayış, ne yazık ki bu karma yığını Allah'a fatura etmiştir. Günümüzde uydurulan dini sömürmede malesef; din yobazıyla dinsizlik yobazı aynı film karesi içindedirler. İkisinin de saltanatı, uydurulmuş dinin canlı tutulmasına bağlıdır. İndirilen din, ikisine de yaramaz. Çünkü, ikisinin de referansları uydurulmuş dine çıkar. Tüm bunları dikkatte aldığımızda, indirilen dine uyanların yapması gereken iman ve aksiyon emektarlığıdır. Bu vesileyle hepinizi selamlıyor, Kuranın aydınlığına doğru hep beraber yürümeye davet ediyorum sizleri. Allah'a emanet olun. Lütfen alıntı yaparken kaynak belirtiniz...
Gerçeği insanların ölçüleri ile değil,insanları gerçeğin ölçüleri tanı |
||
|
|
|
| The Following User Says Thank You to Abdullah For This Useful Post: | isa (01 Ekim 2010) |
|
|
#2 |
|
Üyelik tarihi: 29 Ağustos 2010
Bulunduğu yer: istanbul
Konular : 26
Mesajlar: 73
Tecrübe Puanı: 10
Rep Puanı : 41
Rep Derecesi :
![]() Verdiği Teşekkür: 65
Aldığı Teşekkür: 27
iletisim :
|
Fevkalade ehemmiyetli bir konuya değinmişsin Abdullah kardeşim.Seni tebrik ediyorum.Bu konuda bir iki kelam da ben etmek istiyorum.
İslam ; tevhid akidesi üzerine bina edilmiştir.Dinin inşasında Allah hiç bir gücü kendine ortak kılmamıştır.Ve bu konuda da Resullerini sık sık uyarmıştır.Onlardan; sadece indirdirği din ile hüküm etmelerini istemiştir.Bunu yaparken de Vahyin kendilerine gösterdiği biçimde hareket etmelerini istemiş ve sadece Onunla hüküm vermelerini emretmiştir.Allah, Kendisinin bu isteğine tam bir teslimiyetle teslim olmalarını istemiş ve bir de uyarıda bulunmuştur. Hani, olur da peygamber, beşeri yönüne uyarak müşrikleri savunmasın diye de ona; "Sakın ola hainlerin savunucusu olmayasın" şeklinde uyarıda da bulunuyor. Aşağıdaki ayet bunu açık bir şekilde gözler önüne sermektedir. "Biz sana kitab'ı gerçek ile indirdik ki insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği biçimde hüküm veresin. Sakın ola hainlerin savunucusu olmayasın." (4/Nisa, 105.) Bütün bunları göz önüne aldığımızda Allah; Din konusunda asla bir beşeri kendisine ortak etmemiş, hükmü, "peygamber bile olsa" sadece kendi tekeline almıştır. Oysaki günümüz müslümanları, bu akideden oldukça uzak bir konumda durmaktadırlar.Kuran'ı unutup, bir çok beşeri kaynağı, dinin kaynağı olarak gösterme yarışına girmişlerdir. Kuran yerine cilt cilt kitaplar yazılmıştır.Sözde gaye, Anlaşılmayan kitabı açıklamaktır. Oysaki Allah; Kuran'ın bir çok ayetinde "Kitabın/Kuran'ın apaçık ayetlerden oluştuğunu, din konusunda herşeyi açıkladığını, Hiç bir şeyi eksik bırakmadığını " söylemiştir. Buna rağmen dinin/vahyin hala anlaşılır olmadığını savunmak, gaflettir, delalettir ve hatta hıyanettir de. Her şeyden önce de şirktir. Şirktir diyorum çünkü; Bunca karineden sonra bunu savunmak, Kuran'a açıklayıcılar tayin etmek, Allah'a yardımcı tayin etmektir. ve bu da apaçık şirktir. Allahın izniyle Kuran'ın aydınlığına doğru yürüyüşümüz devam edecektir. Vesselam... |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to muhammed For This Useful Post: | Abdullah (06 Ekim 2010) |
![]() |
| Paylaş |
| Etiketler |
| indirilen din, uydurulan din |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
| Dil Seçimi - Language Selection |
|
|