Kuran Akademisi  

Go Back   Kuran Akademisi > Kuran Akademisi > Kuran'da Peygamber

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 07 Ekim 2010   #1
Abdullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Abdullah
Admin
Kuranakademisi.com ile Kuranın aydınlığına doğru...
Üyelik tarihi: 29 Ağustos 2010
Bulunduğu yer: İstanbul
Yaş: 40
Konular : 1456
Mesajlar: 1.670
Tecrübe Puanı: 10
Rep Puanı : 110
Rep Derecesi : Abdullah will become famous soon enoughAbdullah will become famous soon enough
Verdiği Teşekkür: 70
Aldığı Teşekkür: 85
iletisim :
Standart Kur'ân'ın Tasviri ile Peygamber...(Bir Ayetin Tasviri)

Rahman ve Rahiym Olan Allah'ın Adıyla
Kur'ân'ın Tasviri ile Peygamber...(Bir Ayetin Tasviri)

Tevbe Sûresinin 128. âyeti, Allah Resulü'nün beş önemli özelliğini bize tanıtır:

1. O bir elçidir, bir peygamberdir.
2. O bizden biridir.
3. Bizim sıkıntıya uğramamız ona ağır gelir.
4. O bize çok düşkündür.
5. Mü'minlere çok şefkatli, çok merhametlidir.


Burada;
Âyet, onu bir elçi olarak nitelemiştir.
O, Âlemlerin Rabbi tarafından gönderilen bir elçidir; izzet ve şerefi pek yüksektir.
Onun Kuran'dan verdiği emirlere uymak ve bildirdiği yasaklardan sakınmak, onu elçi olarak gönderen Âlemlerin Rabbine itaat etmek anlamını taşır.
Ona isyan da, dolayısıyla, Allah'a isyan demektir.
Fakat âyet, dikkat çekici bir şekilde, onun elçiliğinden sonra sıraladığı özellikleriyle, onun azametinden ziyade, bize yakınlığını vurguluyor, bize düşkünlüğünden ve bize olan şefkat ve merhametinden söz ediyor.

Burada tasvir edilen Peygamber, biz âciz ve günahkâr kulların asla erişemeyeceği, çok uzaklarda duran, durduğu yerden de bizim ihmal ve isyanlarımızı çatık kaşlarla izleyen haşin bir gözetleyici değildir. Yahut bize bir kitap getirip bıraktıktan sonra 'Benden bu kadar; ne haliniz varsa görün' deyip kenara çekilen birisi de değildir.

Kur'ân'ın bize anlattığı İslam Peygamberi, herşeyden önce, bizden biridir. Bizim dünyamızda yaşamış, bizim çektiğimiz sıkıntılara fazlasıyla katlanmış, yetimlikten evlât acısına kadar tatmadığı acı kalmamış, açlık ve yoksulluk çekmiş, sadakatler ve ihanetler görmüş, dostları ve düşmanları olmuş, mutlulukları ve ıztırapları bir arada yaşamış bir insandır.

Onunla görüşmek için gelen elçiler, tahtına kurulmuş bir hükümdar yerine, yoksullarla oturup kalkan, söküğünü diken, insanlarla şakalaşan bir insan buldular karşılarında. Üzerinde yamalı bir elbise ile vefat ettiğinde, zırhı, otuz ölçek arpa karşılığında bir Yahudiye rehin olarak bırakılmış bulunuyordu.

Kur'ân, Peygamberimiz için 'sizden biri' buyurduktan sonra, onun bize olan ilgi ve şefkatini, şu şekilde vurguluyor:

Sizin sıkıntıya uğramanız ona ağır gelir.
O size çok düşkündür.
O mü'minlere çok şefkatli, çok merhametlidir.

Bunlardan bir tanesi bile bir peygamber ile ümmeti arasındaki gönül bağının sıcaklığını anlatmaya yeterken, ard arda sıralanan şu özellikler, bir ana-baba şefkatinden daha büyük bir ilgiyle ümmetine bağlı bir peygamberin portresini çizmiyor mu?
Bir mü'minin başına gelen sıkıntının ona pek ağır geldiğine dair vak'alar saymakla bitecek gibi değildir.
Hz. Cafer'in şehit düştüğünü ailesine haber vermeye gittiği zaman, henüz birşey söylemeye dili varmadan onun çocuklarını kucağına almış, öpüp koklamaya başlamış, bu arada gözlerinden süzülen yaşlardan onun acı bir haberle geldiği anlaşılmıştı.

Bir tarafta kendisini elçi olarak gönderen Rabbinin takdirini teslim ve tevekkülle karşılamak, bunu yaparken de, bir parçası olduğu mü'minler vücudunun çektiği acıyı bütün zerrelerinde yaşamak hiç kolay değildi şüphesiz.

Onun düşkünlüğü sadece kendi zamanında yaşamış insanları ve kendi akrabalarını değil, kıyamete kadar gelip geçecek bir bütün iman ehlini kucaklıyordu. Bu düşkünlüğü onu her gece uykusunun en tatlı yerinde yatağından kaldırır, sabahlara kadar ümmeti için yüreğinin derinliklerinden kopup gelen dualarla Rabbine yakarmaya sevk ederdi.

Bize elçi olarak gönderilen zâtın bize olan düşkünlüğü böyle bir derecede ise, ya onu bize gönderenin biz kullarına olan şefkat ve rahmeti nasıl birşeydir?

Rahmeti sonsuz bir Rab tarafından böyle bir şefkat ve muhabbetle donatılıp bize gönderilen bir elçiyi tanımamak, yahut ona karşı ilgisiz kalmak nasıl bir bir hüsrandır?


imza

Gerçeği insanların ölçüleri ile değil,insanları gerçeğin ölçüleri tanı


Abdullah isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Dini terimler sözlüğü-B Abdullah Dini Terimler Sözlüğü 0 06 Ekim 2010 10:40
Dini terimler sözlüğü-K Abdullah Dini Terimler Sözlüğü 2 05 Ekim 2010 23:07
Dini terimler sözlüğü-R Abdullah Dini Terimler Sözlüğü 1 05 Ekim 2010 22:50
Dini terimler sözlüğü-Ş Abdullah Dini Terimler Sözlüğü 0 05 Ekim 2010 22:44
Hüdeybiye Antlaşması ve Peygamberimizin Mektupları Abdullah Peygamberin Hayatı 0 04 Eylül 2010 01:54

Yeni Konu aç Cevapla

Paylaş

Etiketler
anlattigi, ayetin, ile, kuranin, peygamber, peygamberbir, tasviri


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim

Sitemap
13, 12, 3, 8, 9, 10, 11, 29, 30, 31, 32, 33, 38, 37, 39, 41, 42, 43, 49, 45, 48, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 58, 57, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 72, 70, 71, 73, 74, 75, 76, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 85,
Dil Seçimi - Language Selection
Dansk - Deutsch - English - Español - Français - Indonesia - Italiano - Nederlands - Polski - Português - Filipino

.


vBulletin® Version 3.8.6 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd
Kuran Akademisi