![]() |
|
|
#1 | ||
|
Üyelik tarihi: 29 Ağustos 2010
Bulunduğu yer: İstanbul
Yaş: 40
Konular : 1456
Mesajlar: 1.670
Tecrübe Puanı: 10
Rep Puanı : 110
Rep Derecesi :
![]() ![]() Verdiği Teşekkür: 70
Aldığı Teşekkür: 85
iletisim :
|
![]() Tarih boyunca zikrin elçilerine gösterilen tepki biçimlerini bilmek şu anda anda yaşanan İslami mücadele önderlerinin ve fertlerinin neyle kapılacaklarını önceden öğrenmelerini sağlayacaktır. Bu ise hazırlıklı, donanımlı olmayı dolayısıyla zulme karşı mücadelede başarılı olmayı doğuracaktır. Allah'a kulluğa, tağuttan beri olamaya çağıran tevhidi mücadele hattı, tarih boyunca aynı tepkilerle karşılaşmıştır. Bu yüzden kulluk bilincini kuşananlar, yeryüzünü putlardan temizleyerek insanların özgürleşmesi ve özgü deştir ilmelerini hedefleyenler, ortaya koyacakları tanıklıklar da ne tür tehlikelerle karşılaşacaklarını bilmelidirler. Bu tehlikelere karşı şuurlu hazırlıklar yapmak, peygamberlere gösterilen tepki biçimlerinden ve onlarının önlerine çıkarılan engeller ve şekillerinden haberdar olmakla mümkündür. Tepkilerin amacı peygamberlerin görevlerini yapmasını engellemektir. Her nebi risaletin ve tevhidi mücadelenin potansiyel düşmanı, insan ve cin şeytanlarıdır. Gerçek şu ki, düşmansız bir sınav geçirmek de mümkün değildir. "Onlardan önce Nuh'un halkı da yalanlamıştı. Kulumuzu yalanladılar ve 'önlenmiştir' dediler. Ve tebliğden menedîldi." (54/Kamer,9.); Ayrıca bkz. 58/19,20. "Böylece biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. Bunları aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu yapmazlardı. Artık onları, uydurdukları şeylerle baş başa bırak" (6/En'am,112.) Ayrıca bkz. 22/52.
Gerçeği insanların ölçüleri ile değil,insanları gerçeğin ölçüleri tanı |
||
|
|
|
|
|
#2 |
|
Üyelik tarihi: 29 Ağustos 2010
Bulunduğu yer: İstanbul
Yaş: 40
Konular : 1456
Mesajlar: 1.670
Tecrübe Puanı: 10
Rep Puanı : 110
Rep Derecesi :
![]() ![]() Verdiği Teşekkür: 70
Aldığı Teşekkür: 85
iletisim :
|
Peygamberlere Tarih Boyunca Gösterilen Tepkiler:
1- Atalar dini'ni ileri sürerek tepki göstermek: Bu evrensel tepki, Hakkı tebliğ eden her elçiye gösterilmiştir. Bununla kendi batıl düşünce sistemlerinin kökünün çok gerilere gittiğini dolayısıyla yüzyılların denenerek gelen gelenek olduğunu belirtmek istemişlerdir. Tevhidi bilinç oluşturmakla görevli olan elçiler, tarihe ve yaşanan zaman dilimine eleyici, süzücü, müheymin, denetleyici bir üslupla yaklaşmak zorundadırlar. Çünkü insan eli değeri verili alanlar; tahriften, bozulmaktan âri olamaz. Nebevi mücadele ilk insanla başlamıştır. Fakat gelenekçi değildir. Kesintisiz bir geleneği vardır. Bu yüzden türedi de değildir. Oysa Hakk'a uymayanlar düşünmeden, seçip elemeden gelenek öyle diye atalarını tahkiksiz taklid ederler. "Onlara 'Allah'ın indirdiğine uyun' dense, Hayır 'Biz atalarımızın üzerinde bulduğumuz yola uyarız' derler. Peki ama ataları bir şey düşünmeyen, doğru yolu bulamayan kimseler olsalar damı?" (2/Bakara,170.) "İşte böyle, senden önce de hangi kente uyarıcı gönderdiysek mutlaka oranın varlıklıları; 'Biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerine uyarız' dediler." (43/Zuhruf,23.); Ayrıca bkz. 7/70; 11/62; 23/24; 26/74; 34/43; 43/22,24. a) Atayolcular kendi Batıl yollarını bakmış gibi telakki edip peygamberleri ve müminleri doğru yoldan çevirip, cahiliyeye döndürerek tevhid, adalet çizgisinden saptırmaya çalışmışlardır. "İnkar edenler elçilerine dediler ki: 'Ya sizi mutlaka yurdumuzdan çıkarırız, ya da bizim dinimize dönersiniz'. Rableri onlara şöyle vahyetti: 'Zalimleri mutlaka helak edeceğiz!'" (14/İbrahim,13.) b) Atayolculardan bazıları geleneğin ilahi kaynaklı olduğunu iddia ederler. İlahi risaletin elçileri Allah'ın adı ile davet ettiklerinde geleneğin kutsallığına inanan, dinamikleri eskimiş toplumlar tıpkı yaşlı bir insan gibi inatlaşarak kötü alışkanlıklarını bırakmak istemezler: "Onlar bir kötülük yaptıkları zaman, 'Babalarımızı bu yolda bulduk, bunu bize Allah emretti' dediler. 'Allah kötülüğü emretmez' de! Allah'a karşı bilmediğiniz şeyler nü söylüyorsunuz?" (7/A'raf,28.); Ayrıca bkz. 14/10; 38/5,10. c) Atalar dini'ni savunanların geleneğe sıkı sıkıya yapışmaları iktidarlarından olma endişesinden de kaynaklanır. Çünkü onlar bilmektedirler ki, eski düzenin yıkılmasıyla kurdukları zulüm sisteminin dayanakları olan putlar da yıkılacak. Fiziksel olarak taşlardan, betonlardan dikitler bir işe yaramasalar da simgesel olarak sistemin bekçisidirler. Onların varlığı eskiden kurulan toplumsal, siyasal dengelerin teminatıdırlar. Atalarının yoluna sıkıca yapışmaları aslında onları çok sevdiklerinden değil, menfaatlerinin tükenme kaygısından da kaynaklanmaktadır. Dediler ki: 'Sen bizi babalarımızı üzerinde bulduğumuz şeyden çeviresin de yeryüzünde büyüklük yalnız ikinize kalsın diye mi bize geldin? Biz size inanacak değiliz." (10/Yunus,78.) Ayrıca bkz. 25/42. 2- Mutrefin Tepkisi: Mütrefûn, toplumun varlıkla şımarmış kalburüstü, sosyetik kesimidir. Bütün peygamberlere bu aristokrat kesim ilk tepkiyi göstermiştir. "Biz hangi ülkeye bir uyarıcı gönderdiysek oranın mutrefun'u: 'Biz sizin gönderdiğiniz şeyi inkar ediyoruz' derler." (34/Sebe,34.) Ayrıca bkz. 43/23. 3- Mele'nin tepkisi: Mele toplumun liderleri, yöneticileri, siyasetçileri, bürokratlarıdır. Bütün peygamberlere bu kesim karşı çıkmıştır. İstikbar içinde olmaları onların Tevhid dini İslam'a uymalarını engellenmiştir: "Toplumun mele'sinden kafir bir grup şöyle dedi: 'Biz seni de bizim gibi bir beşer olarak görüyoruz ve sana bizim basit görünüşlü ayak takımlarımızdan başkasının da tabi olmadığını izliyoruz. Bize karşı bir ayrıcalığınızı da görmüyoruz. Tersine sizi yalancı sanıyoruz." (11/Hud, 27.); Ayrıca bkz. 7/60,66,88,90; 23/24,33. 4- Tehcir Tehdidi: Peygamberler yaşadıkları yerlerden çıkarılıp sürülüp atılmakla tehdit edilmişlerdir. Tehcirle tehdit eden, rasulleri göçe zorlayanlar nübüvvet görevini engelleyerek Allah'ın nurunu söndüreceklerini zannetmişlerdir. Oysa Yüce Allah nurunu tamamlamış, zorbaları maddi ya da manevi helakle yok etmiştir. "Kafirler elçilerine dediler ki: 'Ya sizi mutlaka yurdumuzdan çıkarırız. Ya da bizim dinimize dönersiniz. Rableri de onlara şöyle vahyetti: 'Zalimleri mutlaka helak edeceğiz" (14/İbrahim,13.); Ayrıca bkz. 7/88, 17/76,77,103; 27/56. 5- Recm'le Tehdit:İlahi vahye karşı nankörce tutum takınan ve karşı saldırıya geçenler, elçileri taşlamakla tehdit etmişlerdir. "Dediler ki 'Ey Şuayb senin söylediklerinin çoğunu anlamıyoruz. Biz seni içimizde zayıf görüyoruz. Yandaşların olmasaydı seni mutlaka recmederdik (taşlayarak öldürürdük). Senin bizim yanımızda hiçbir değerin yoktur." (11/Hud.91.); Ayrıca bkz. 19/46. 6- Alay Etmek: Bütün peygamberler ve takipçileri istikbarın devamından medet umanlar tarafından alay edilmişlerdir. Akıl tutulması yaşayan zalimler, karşı konulamaz derecede apaçık gerçeklere yüz çevirirken sunacak bir mazeretleri kalmadığından alay etme yolunu, kendilerini ve taraftarlarını ikra etmenin bir aracı olarak görürler. Aşağıdaki ayetlerde belirttiğimiz gibi: "Onlara hiçbir elçi gelmezdi ki, onunla alay etmesinler." [15/Hicr,11) "Kafirler seni gördükleri zaman, seni ancak alaya alırlar. 'Sizin tanrılarınızı diline dolayan bu mu?' diye. Oysa kendileri Rahman'ın zikrini kabul etmiyorlar." (21/Enbiya,36.); Ayrıca bkz. 25/41; 43/7,47 7- Allah'ın Ayetleriyle Ve Elçileriyle Alay Edenlerin Sonu: Fiziksel varlıklarının helaki ile, yahut ahlaki temellerinin sarsılması neticesinde zulüm ve şirkin toplum üzerinde yıkıcı etkiler yaparak dünyevi mutlulukların tahrip olması yahut da daha kötüsü olan bitimsiz ahiret hayatının harab olması şeklinde olacaktır. Aşağıdaki ayetlerde belirtildiği gibi: "Gerçek şu ki, senden önce de elçilerle alay edilmişti. Buna rağmen Biz kafirleri bir süre kendi hallerine bıraktık. Ama sonunda kıskıvrak yakaladık. Ve böylece benim cezalandırmam nasıl olurmuş gördüler." (13/Rad,32.); Ayrıca bkz. 6/10; 21/41; 38/16,17 8- Büyü Suçlaması: Rahman olan Allah'ın görevlendirdiği güzide elçiler, büyü yapmakla ve büyücülükle suçlanmışlardır. Oysa ilahi vahyin büyü ile hiçbir alakası olmadığı gibi büyücülüğü de yasaklamaktadır. Aşağıdaki ayetlerde belirtildiği gibi: "Şimdi bu insanlar aralarından bir uyarıcının çıkmasına şaşmaktadırlar. Ve kafirler şöyle derler: O sadece bir büyücü, bir yalancıdır." (38/Sad,4.); Ayrıca bkz. 10/2; 17/101; 20/57,63,71; 26/34,35,49,153,185; 27/13; 28/36,48; 34/43; 37/14,15; 38/4; 40/24; 43/49; 51/39,52:61/6.
Gerçeği insanların ölçüleri ile değil,insanları gerçeğin ölçüleri tanı |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Üyelik tarihi: 29 Ağustos 2010
Bulunduğu yer: İstanbul
Yaş: 40
Konular : 1456
Mesajlar: 1.670
Tecrübe Puanı: 10
Rep Puanı : 110
Rep Derecesi :
![]() ![]() Verdiği Teşekkür: 70
Aldığı Teşekkür: 85
iletisim :
|
9- Bizim Gibi Ölümlü Bir Beşer Tepkisi: Peygamberler sıradan ölümlü bir beşer olmakla bile suçlanmışlardır. Oysa beşer olmak bir suç değil zorunluluktur. Çünkü Allah her varlığı kendi türüne elçi göndermişti. Aşağıdaki ayetler bu gerçeği dile getirmekte, tepkinin yersizliğini vurgulamaktadır:
"Kentliler dediler ki: 'Siz de bizim gibi beşer'den başka bir şey değilsiniz. Rahman bir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz." (36/Yasin,15.) "Dediler ki, bu elçiye ne oluyor da yemek yiyor, çarşılarda geziyor? Ona kendisiyle beraber uyarıcı olacak bir melek indirilmeli değil mi? (25/Furkan,7.) "Senden önce gönderdiğimiz bütün elçiler de yemek yerler, çarşılarda gezerlerdi. Biz sizi birbirimiz için sınama aracı yaptık. Bakalım sabrediyor musunuz? Rabbin herşeyi görendir." (25/Furkan,20.); Ayrıca bkz. 23/24,33,34,47; 54/24,25,26. Her varlık türüne kendi türünden peygamber göndermek sünnetullahtır. "Deki! Eğer yeryüzünde yürüyebilen ve nimetlerimden istifade eden melekler olsaydı, biz onlara elçi olarak gökten bir melek indirirdik, (17/İsra,95.); Ayrıca bkz. 2/129,151; 6/19, 50,109; 7/63,69,188; 12/109; 14/4; 16/43; 18/10; 21/7,8; 25/6,8; 41/6; 64/6. 10- Yalancı Suçlaması: Allah'ın elçilerine karşı çıkanlar, küstahlıklarını karşı tarafı suçlayarak dışa vurmuşlardır. "İmdi o kafirler seni yalanlıyorlarsa (unutma ki) onlardan çok önce Nuh toplumu Ad ve Semud toplumu da yalanlamışlardı." (22/Hacc,42.); Ayrıca bkz. 3/184; 7/66,92; 22/43; 23/38; 28/38; 29/18; 34/8; 35/4,25; 36/15; 40/37; 54/9,24,26. 11- Çarpılmışlıkla İtham Edilmişlerdir: Akıldan noksan olmak, asıl putperestlerin hak ettiği bir sıfat olduğu halde kendi niteliklerini tevhid'in elçilerinde vehmetmişlerdir. Bu ithamla Ad toplumuna gönderilen Hud peygamber karşılaşmıştır: "Seni tanrılarımızdan biri fena halde çarpmış, demekten başka sözümüz yok sana." (11/Hud,54.) 12- Psikolojik Baskıya Tabi Tutulmuşlardır: "Senden önce de elçiler yalanlamıştı. Yalanlamalarına ve eziyet edilmelerine karşı sabrettiler. Nihayet onlara yardımımız yetişti. Allah'ın kelimelerini değiştirebilecek kimse yoktur. Sana da elçilerimizin haberlerinden bir kısmı gelmiştir." (6/En'am,34) 13- Mustazaf Suçlaması: Allah'ın seçkin elçileri müstekbirler tarafından güçlü, kudretli, zengin, nüfus ve nüfuz sahibi olmamakla suçlanmışlardır. Tabii ki, Davud ve Süleyman peygamberler kudretli hükümdarlar oldukları için bu tepkiyle karşılaşmışlardır. Allah katında üstünlük, varlıklı olmakla değil takvalı olmakla elde edilebilir. Şuayp peygamber kavmi tarafından zayıf olmakla itham edilip küçümsenmişti: "Dediler ki: 'Ey Şuayb! Senin söylediklerinden çoğunu anlamıyoruz. Biz seni içimizde zayıf görüyoruz. Kabilen olmasaydı seni mutlaka taşlayarak öldürürdük. Senin bizim yanımızda hiçbir değerin yoktur." (11/Hud,91) 14- Peygamberlere Çeşidi Tuzaklar Kurulmuştur: Çeşitli hile ve oyunlarla Allah'ın yolundan çevirmek, işini zorlaştırmak istemişlerdir. "Kafirler seni tutup bağlamak, öldürmek, ya da yurdundan çıkarmak için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kurarlarken Allah'da tuzak kuruyordu. Allah plan kuranların en iyisidir." (8/Enfal,30.) Ayrıca bkz. 13/42; 14/46; 21/70; 40/37. 15- Gülünüp Eğlenceye Alınmışlardır: "Bunun içindir ki, ne zaman senden söz etseler mutlaka 'Allah'ın bize rasul olarak gönderdiği kişi bu mu?' diyerek seni alay, eğlence konusu yapıyorlar." (25/Furkan,41.); Ayrıca bkz. 18/106; 43/47. 16- Muhalifler peygamberleri kendi yollarına çekmek, kendilerine benzetmek istemiş, kendi dinlerine uydurmaya çalışmışlardır: "Fakat halkın ona verdiği cevap ve Lût'un yandaşlarınızı şehrinizden çıkarın! Çünkü bunlar kendilerini temize çıkarmaya çalışan insanlar' demekten başka bir şey olmadı." (27/Neml,56.); Ayrıca bkz. 7/82. 17- Dalalet Suçlaması: Dalalet çukurunun diplerinde çırpınanlar, Hidayetin aydınlık ve yüceliş çağrısı yapan elçilerini dalaletle suçlamışlardır: "Halkın içinden önde gelenler: 'Doğrusu biz senin apaçık bir dalalet içinde olduğunu görüyoruz' diye karşılık verdiler." (7/A'raf,60.); Ayrıca bkz. 34/8; 36/47; 40/29; 54/24; 67/9. 18- Menfaat Suçlaması: Peygamberler menfaat elde etmeye çalışmakla, iktidarı ele geçirmeye çalışmakla suçlamışlardır. Oysa peygamberler, yerine getirdikleri görev için toplumdan bir ücret istememişlerdir. Karşılığını Allah'tan beklemişlerdir. "Halkın içinden ileri gelen kafir bir grup şöyle dedi: 'Bu da sizin gibi bir insandan başka bir şey değildir. Size üstün gelmek istiyor. Eğer Allah dileseydi, melekleri indirirdi. Biz ilk babalarımızdan böyle bir şey işitmiştik." (23/Müminun,24.) Peygamberler şahsi üstünlük sağlama gayesinde değillerdir. Fakat "adaleti iktidar kılmak zulme karşı savaşmak" temel görevleridir. Bu yüzden Yüce Allah kendi uğrunda mücadele eden müminlere iktidar vadetmiştir. "Ve onların ardından sizi o yere yerleştireceğiz. Bu makamımdan ve tehdidimden korkan için verdiğim sözdür." (14/İbrahim,14.); Ayrıca bkz. 28/5,6; 44/25,28. vd. 19- Bilgide Sefahat Suçlaması: Peygamberler konusunda beyinsizlikle düşkünlükle itham edilmişlerdir. Oysa aklı kıt olanlar kafirlerdir. Çünkü akıllı olsalardı ilahi vahyin hakikatini kavramakta acze düşmez, peygamberlerin kendi batıl inançlarına uymasını beklemezlerdi. Halbuki akledenler iman ederler. "Kavmi arasında gerçeği tanımaya yanaşmayanların önde gelenleri 'Doğrusu biz seni aklı kıt biri olarak görüyoruz ve üstelik yalancının biri olduğunu sanıyoruz' dediler." (7/A'raf,66.) 20- Hüsran'la Tehdit: Peygamberler ve onlara uyanlar toplumun Önde gelen kafirleri tarafından varolan olanaklarını kaybetmekle tehdit edilmişlerdir, Şuayp peygambere meyledenlere yapıldığı gibi: "Ne var ki halkın arasında kafirlerin ele başları: 'Doğrusu eğer Şuayb'a uyarsanız, bilinci hüsrana düşenlerden (iflas edip her şeyini kaybedenlerden) olacaksınız.'" (7/A'raf,90) 21- Mecnun İthamı: Peygamberler cinlenmiş olmakla yani vahyi, Allah'tan değil cinlerden almakla suçlanmışlardır: "İşte böyle, onlardan önce ne kadar elçi geldiyse mutlaka: 'Büyücü veya cinlenmiş' dediler." (51/Zariyat,52.); Ayrıca bkz. 26/27; 34/8; 51/39; 54/9. 22- Fesat Suçlaması: Firavun Musa peygamberi yeryüzünde bozgunculuk çıkarmakla suçlamıştır. Oysa asıl bozguncu olan o ve onun gibileridir: "Firavun dedi ki: 'Bırakın Musa'yı öldürmeyin de Rabbine yalvarsın çünkü ben onun dininizi değiştireceğinden yahut yeryüzünde bozgunculuk çıkaracağından korkuyorum." (40/Mümin,26.27.); Ayrıca bkz. 2/11,12. 23- Kıskançlık Tepkisi: Özellikle kitap ehlinden yahudiler, Allah'ın lütfundan dilediğine ihsan ettiği vahiy nimetine mazhar kılınan peygamberleri kıskanarak onların yanlarında olmaları gerekirken karşı cephede yer almışlardır: "Yoksa Allah'ın lütfundan insanlara verdiği yüzünden onları kıskanıyorlar mı? Oysa Biz İbrahim soyuna da Kitab'ı ve hikmeti vermiş ve onlara büyük bir mülk vermiştir." (4/Nisa,54.) 24- İşkence Etmek: Allah'ın yolunda olmaktan, iman etmiş olmaktan başka hiç bir suçu bulunmayanlara çeşitli şekillerde işkence etmek. Zalimlerin ilahi vahye tarih boyunca gösterdiği tepkilerden biridir: "Mümin erkeklere ve mümin kadınlara işkence edenlere ve sonra hiçbir pişmanlık duymayanlara gelince, onları cehennem azabı beklemektedir. Evet yakıcı azap beklemektedir onları. (85/Buruç.10) Ayrıca bakınız aynı sürenin 4 ve 9. ayetleri.
Gerçeği insanların ölçüleri ile değil,insanları gerçeğin ölçüleri tanı |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Üyelik tarihi: 29 Ağustos 2010
Bulunduğu yer: istanbul
Konular : 26
Mesajlar: 73
Tecrübe Puanı: 10
Rep Puanı : 41
Rep Derecesi :
![]() Verdiği Teşekkür: 65
Aldığı Teşekkür: 27
iletisim :
|
Bu gün de benzer tepkiler, Kuranın aydınlığına doğru çırpınan müslümanlara gösteriliyor.Hiç bir fark göremiyorum. Ya siz ?
|
|
|
|
|
|
#5 |
|
Üyelik tarihi: 29 Ağustos 2010
Bulunduğu yer: İstanbul
Yaş: 40
Konular : 1456
Mesajlar: 1.670
Tecrübe Puanı: 10
Rep Puanı : 110
Rep Derecesi :
![]() ![]() Verdiği Teşekkür: 70
Aldığı Teşekkür: 85
iletisim :
|
Haklısın Muhammed kardeş.Size tüm yüreğimle katılıyorum.Gerçekten de Kuran peşinden koşan müslüman kardeşlerimize atılan iftiraları mı desem yoksa yaftalamaları mı söylesem bilemiyorum.Olsun...Biz müslümanlar rabbin rızası için hepsine razıyız.
Gerçeği insanların ölçüleri ile değil,insanları gerçeğin ölçüleri tanı |
|
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Kur'ân'ın Korunması ve Mushaflar | Abdullah | Özgür Arena | 0 | 06 Ekim 2011 19:03 |
| Kur'an'da melek kavramı | Abdullah | Kuran'da Melek-Şeytan-Cin | 1 | 06 Eylül 2010 03:08 |
| Kıssaların Dili Kitabındaki Âdemoğulları/Habil-Kabil Kıssası Tarihselliği Yorumları Ü | Abdullah | Kuran Kıssaları | 0 | 03 Eylül 2010 21:48 |
| Nefs" Kavramı Çerçevesinde Kur'an'da Kişiliğin Tekâmül Aşamaları | Abdullah | Kuran'i Terimler | 0 | 03 Eylül 2010 21:06 |
| Kur'an'da "İhsan" ve "Muhsin" Kavramları | Abdullah | Kuran'i Terimler | 1 | 03 Eylül 2010 03:06 |
![]() |
| Paylaş |
| Etiketler |
| bicimleri, gosterilen, kuranda, peygamberlere, tepki |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
| Dil Seçimi - Language Selection |
|
|