Kuran Akademisi  

Go Back   Kuran Akademisi > Fikir arenası > Beşeri ideolojiler

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 17 Eylül 2011   #1
Abdullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Abdullah
Admin
Kuranakademisi.com ile Kuranın aydınlığına doğru...
Üyelik tarihi: 29 Ağustos 2010
Bulunduğu yer: İstanbul
Yaş: 40
Konular : 1456
Mesajlar: 1.670
Tecrübe Puanı: 10
Rep Puanı : 110
Rep Derecesi : Abdullah will become famous soon enoughAbdullah will become famous soon enough
Verdiği Teşekkür: 70
Aldığı Teşekkür: 85
iletisim :
Standart Sosyalistler ve siyaset

Rahman ve Rahiym Olan Allah'ın Adıyla
Sosyalistler ve siyaset
11 Eylül 2011/Etyen MAHÇUPYAN
Değişimci olmak eleştirel bakmayı, yanlışları vurgulamayı ima eder.
Aksi halde var olanı değiştirmek istemenin bir mantığı ve meşruiyeti olmaz. Öte yandan eleştiri de ilkesel bir bakışa dayanmak durumundadır. Yoksa değişim önermesi fazlasıyla öznel kalır ve toplumsal anlam taşıyamaz. Sol ideolojinin evrensel 'özü' budur... Hele elinizde insanlığın tüm tarihsel macerasını sistemleştiren bir ilkesel yaklaşım bulunmaktaysa, sırtınızı sağlam bir duvara dayamış olmanın verdiği güvenle, bugünü daha kesin bir dille eleştirebilir ve değiştirmek üzere gereğinde zor kullanmaktan çekinmezsiniz.

Marksizm'in cazibesi de buydu... Bugünün yanlışlarını geçmişin ve geleceğin kesin teşhisi üzerinden tanımlıyor ve takipçilerine düşünme gereği bırakmıyordu. Böylece Marksizm bir klişeler yığınına dönüşürken, bu ideolojiyi sahiplenmek hem kolaylaştı hem de bir tür kahramanca tavır olarak algılanmaya başlandı. Sosyalistlik mağdur olmak, eziyet çekmek, anlaşılmamak, ama aynı zamanda toplumun öncüsü olmak gibi siyaseten garip bir misyon yüklendi. Toplum için neyin doğru olduğunu bildiğini düşünürken aynı toplum tarafından neredeyse dışlanmak, psikolojik olarak taşınması zor bir durum. Sorumluluğu topluma atamazsınız, çünkü o durumda toplum için çaba harcamanız pek anlamlı olmaz. Dolayısıyla suç, toplumu 'bu hale' getiren sistemde aranır ve sisteme tabi olan toplumun kendi halini takdir edememesi de kabul edilir bir gerçek haline gelir.

Bu durumda 'siyaset' sistemin kendisiyle uğraşmak anlamını taşırken, toplumun içinden üreyen 'dar bakışlı' siyasetler ise genelde horlanır. Sonuç bir yabancılaşmadır ve nitekim günün pratik siyasetine ilişkin her durum sosyalistleri zor durumda bırakmaya adaydır. Örneğin bugünlerde revaçta olan bir eleştiri, AKP'nin samimi olmadığı, devletle anlaştığı, reformları yarıda bırakacağı önermesi... Bu tespit, sanki reformları başlatan sosyalistlermiş de, şimdi kendi başladıkları işin yarıda kalmasından endişe ediyorlarmış havası içinde söylenebiliyor. Öte yandan aynı AKP için muhafazakâr, sağcı, milliyetçi türünden kavramlar eşliğinde özsel analizler yapılıyor. Ne var ki bu analizler doğruysa AKP'nin reformcu olması zaten beklenemez ve yeterince reformcu olmadığı için eleştirilmek bir yana, yarım reform yaptığı için müteşekkir kalınması gereken bir parti olarak algılanması gerekir.

Bu tür tutarsızlıklar sosyalistleri rahatsız etmiyor. Çünkü onlar kendilerini gündelik siyaseti aşan bir 'üst' siyasetin aktörleri olarak görme ihtiyacı içindeler. Bu konumu sürdürmek ise temiz, steril, yanlışsız, ahlakçı pozisyonları savunmayı gerektiriyor. Söz konusu tavrın en kolay yolu ilkesel karşı çıkışlar... Örneğin bir yerde adaletsizlik varsa, mağdur olanın siyasetinin koşulsuz kabullenilmesi gibi... Böylece devletin Kürtlere yaptığı baskı ve eziyetten hareketle PKK'nın şiddet kullanımını anlayışla karşılama noktasına gelinebiliyor. Oysa siyaset daima tercihleri ima eder ve devlet nasıl şiddeti 'tercih' ettiyse, PKK da bu 'tercihi' yapmış durumda. Çünkü eğer şiddet bir zorunluluk olarak tanımlanırsa, ortada siyaset de kalmamış demektir ve bizzat bu tanımlamayı yapanın siyaseti ortadan kaldırmayı da 'tercih' ettiğini görmek gerekir. Diğer bir deyişle PKK'nın şiddet siyasetinin zorunlu olduğunu önermek, bu örgütün Kürtler üzerinde baskı oluşturduğunu ve dolayısıyla meşruiyet zaafı taşıdığını da kabullenmeyi ima eder.

Kısacası hiçbir siyaset bir zorunluluk olarak tanımlanamaz. Siyasetin doğası tercihler üzerine kuruludur ve kaçınılmaz olarak toplumsal konuşmayı ve karar üreten süreçlerin varlığını gerektirir. Çünkü siyaset bugünün sorunlarını çözerken yarını da inşa eder ve gelecek üzerinde hemfikir olunmadan, bugünün sorunlarının nasıl çözüleceğini 'bilmek' genellikle mümkün olmaz.

Buradan çıkan sonuç birçoğumuza garip gelebilir ama şiddeti bir siyaset yolu olarak tercih etmek, aslında 'siyaset dışı' kalmayı, apolitik olmayı getirir. Nitekim bu nedenle şiddeti seçenler kolay kolay onu bırakamazlar. Siyasete alışık olmadıkları ve siyaseti bastırarak kendilerine yol açtıkları için, siyaset yolunun açılmasından ürkerler. Türkiye'de devlet bu hastalıktan muzdaripti ve ancak çok yönlü reform adımlarıyla, tedricen o noktadan uzaklaşabiliyor. Kürt toplumunun işi daha zor... Çünkü orada mağduriyet, o mağduriyeti şiddet siyasetine dönüştüren bir siyasi aktör ve bu şiddeti anlayışla karşılayarak siyasetin yolunu tıkayan sosyalist bir sempatizan çevresi var... Aynen devleti haklı gören ve onun şiddetini anlayışla karşılayan Türk milliyetçileri gibi.
ZAMAN


imza

Gerçeği insanların ölçüleri ile değil,insanları gerçeğin ölçüleri tanı


Abdullah isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Solun siyaset yolu Abdullah Beşeri ideolojiler 0 17 Eylül 2011 20:02
Dört Terim Abdullah Sizden Gelenler 0 15 Eylül 2011 22:32
Bir Devrin Hikayesi: Milli Görüş Abdullah Özgür Arena 1 26 Mart 2011 17:23
Siyaset Abdullah Özgür Arena 0 22 Ekim 2010 23:57
İslam ve Siyaset Abdullah Özgür Arena 0 04 Eylül 2010 00:53

Yeni Konu aç Cevapla

Paylaş

Etiketler
siyaset, sosyalistler


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim

Sitemap
13, 12, 3, 8, 9, 10, 11, 29, 30, 31, 32, 33, 38, 37, 39, 41, 42, 43, 49, 45, 48, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 58, 57, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 72, 70, 71, 73, 74, 75, 76, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 85,
Dil Seçimi - Language Selection
Dansk - Deutsch - English - Español - Français - Indonesia - Italiano - Nederlands - Polski - Português - Filipino

.


vBulletin® Version 3.8.6 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd
Kuran Akademisi