Kuran Akademisi  

Go Back   Kuran Akademisi > Kuran Akademisi > Kuran Kıssaları

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 18 Ekim 2010   #1
Abdullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Abdullah
Admin
Kuranakademisi.com ile Kuranın aydınlığına doğru...
Üyelik tarihi: 29 Ağustos 2010
Bulunduğu yer: İstanbul
Yaş: 40
Konular : 1456
Mesajlar: 1.670
Tecrübe Puanı: 10
Rep Puanı : 110
Rep Derecesi : Abdullah will become famous soon enoughAbdullah will become famous soon enough
Verdiği Teşekkür: 70
Aldığı Teşekkür: 85
iletisim :
Standart Yaşayan Kuran Kitabındaki Hz. Yusuf Kıssası ve Yanlışlar

Rahman ve Rahiym Olan Allah'ın Adıyla
Yaşayan Kuran Kitabındaki Hz. Yusuf Kıssası ve Yanlışlar
18 Ekim 2010 Pazartesi



Yaşayan Kuran-Kitabının Yusuf Kıssası Tefsirindeki Metodoloji Sorunu ve Tarihsel Yanlışlar Üzerine

Giriş:

Bu inceleme yazımızda, İ. Eliaçıka ait Yaşayan Kuran-meal-tefsir kitabının, özellikle Yusuf suresi bölümündeki; Yusuf kıssasının tefsirine yaklaşımdaki metodolojik sorun ve bu sorunlu yaklaşımdan ötürü gündeme gelen tarihsel yanlışlar üzerinde duracağız.

Öncelikle neden böyle bir yazı yazmaya ihtiyaç duyduğumuzu izah etmeyi faydalı buluyoruz. Yusuf kıssası ile ilgili olarak üzerinde çalıştığımız; Kuran ve Tevrat kıssalarına göre Hz. Yusufun Mısır yönetimindeki konumu-başlıklı bir diğer yazımız için, kitaplar arasında yaptığımız araştırmalar esnasında, Sayın Eliaçıkın, Yaşayan Kuran-meal-tefsir kitabına da bakmak zarureti hissettik. İşte bu incelememizden sonra elinizdeki yazının dercedilmesi gündeme geldi.

Amacımız, eser sahibini ve kitabını zemmetmek asla değildir. Amaç, Kuran kıssalarının doğru/sahih anlaşılması hususunda gördüğümüz yanlışlıkları; tabi bize göre- hem yazar hem de okuyucular açısından değerlendirerek Kuranî doğrulara ulaşmaya bir vesile kılmaktır.

Zaten sayın yazar da kitabının önsözünde tam manasıyla eleştiriye açık olduğunu, adeta meydan okuyarak! beyan etmektedir. Söylediğim her şey, noktasına virgülüne kadar hesabı sorulma ve verilme makamındadır. Hem dünyada hem de ahrette.-1

Bu inceleme yazımızda konuyu, geniş perspektifte ve mevzuları oldukça açmak suretiyle en ince detaylara kadar inerek ele almaya çalışacağız. Böylece hem yanlışları tespit edip vurgularken aynı zamanda bu husustaki doğruları da etraflıca beyan etme gayretinde olacağız. Bu suretle bilhassa okuyucular açısından bir taşla iki kuş vurulmasını -hem yanlışları görme ve hem de aynı anda bu yanlışların doğrularını ikame- temin etmeye çalışacağız. İnşaallah.

Yaşayan Kuran-kitabının Yusuf suresinin 8. ayeti meal ve dipnotu:

Evvelemirde yazımızın ana konusunu teşkil eden Yusuf suresi sekizinci ayeti ile buna ait dipnot metnini sizlere sunalım. Sayın Eliaçık, Yaşayan Kuran kitabında, Yusuf suresinin; 8. ayeti olan; İz kâlû le yûsufu ve ehûhu ehabbu ilâ ebînâ minnâ ve nahnu usbetun, inne ebânâ le fî dalâlin mubîn ayetini şöyle meallendirmektedir. Bir zamanlar kardeşleri, babamız, Yusuf ve kardeşini bizden çok seviyor. Oysa biz daha kalabalığız. Açıkçası babamız yanlış yapıyor.-

Yazar ayrıca bu ayet ile alakalı altı numaralı dipnotta ise şu açıklamada bulunmaktadır: Rivayete göre Yusufun on bir kardeşi vardı: Yahuda, Rûbyal, Şemon, Lavi, Ribolon, Yaşcer, Deyni, dan, Naftali, Cad ve AşirBunların ilk yedisi Yakupun halasının kızı Liyadan, son dördü ise Zurreteyn, Yahi, Zulfe ve Belhedendi. Liya ölünce Yakup onun kız kardeşi Rahil ile evlendi ve bundan da Yusuf ve Bünyamin doğdu (Zemahşeri). 2

İ. Eliaçıkın Yaşayan Kuran-kitabındaki metodoloji sorunu:

Yazar İhsan Eliaçık, Yaşayan Kuran-kitabında; Kuran-ı Kerimin, Yusuf suresi, sekizinci ayetinin mufassal veya tarihsel açıklamasını; Zemahşeri3nin(D.467/1075); Keşşaf-4 adlı tefsir kitabına başvurarak yapmaya çalışmıştır. Sekizinci ayette yer alan, Yakubun çocuklarının kalabalığı ve kardeşler arasındaki ana-baba birlik konumu, çocukların ve analarının adları gibi çok çeşitli konulardaki tarihsel nitelikteki mufassal malumatı; bu kıssanın, Kuran nazil olmadan önceki kaynağı olan Tevrata başvurarak değil, Kuranın nüzulünden yaklaşık beş yüz yıl sonra doğan bir İslam müfessiri olan Zemahşerinin, Keşşaf5 adlı tefsirine başvurarak onun indî ve izafî olan bilgilerinden almayı tercih etmiştir.

Yazar İhsan Eliaçık, Yaşayan Kuran-kitabı ile ilgili medya ile yaptığı söyleşilerinde, Zemahşeriden etkilendiğini ve kitabında ondan alıntılara yer verdiğini açıklıkla beyan etmektedir. .Bunu önceki müfessirlerin ve sözlüklerin verdiği bilgilere dayanarak yapıyorum. Zamahşeri, ana kaynaklarımızdan biridir.-Söyleşinin bir başka yerinde ise Zemahşeriden etkilendiği inancı ile sorulan soru ve cevap şöyledir: Ş.T(muhabir) Siz de daha çok Zamahşeriden etkileniyorsunuz kendi bulduğunuz yeni bir şey ortaya atmıyorsunuz öyle değil mi? İ.E (İhsan Eliaçık) Kendim bulduğum şeyler de var tabi. Ebu Muslimden, Zemahşeriden, Raziden, diğer tefsirlerden okuduğum da var. 6

Zemahşerinin, Allah kendisinden razı olsun. İslam için yaptıklarını göz ardı etmeden sadece yanlışların vurgulanarak, izafe edilmesi açısından kendi kendimize soralım! Kuranın nüzulünden, beş yüz yıl sonra doğmuş bir müfessir; tamamen gaybi olan Hz.Yakup, onun hanımları ve çocukları hakkındaki mufassal malumatı nereden edinmiştir? Kuranda olmadığına, hadislerde zikredilmediğine göre Tevratı da saymazsak; herhalde kendinden önceki müfessir ve siyer âlimleri ve onların vermiş oldukları eserlerinden

Zemahşerinin en meşhur eseri olarak takdim edilen Keşşafın muhteviyatı hakkında şunlar kaydedilmektedir; el-Keşşâf müellifi, kendinden önce yazılmış tefsir ve müfessirlerden büyük ölçüde istifade etmiş, eserinde onlardan nakillerde bulunmuştur.-7 Keşşaf sahibi Zemahşerinin yararlandığı bu müfessirler ve eserleri arasında; Bu cümleden olarak tâbiûn devri âlimlerinden olan Mücâhid İbn Cebr (ö. 104/722), Mu'tezile âlimlerinden Amr İbn Ubeyd (ö.144/761) ve Ebu Bekr el-Asamm (ö. 311/923), Maâni'l-Kur'ân müellifi Ebu İshak ez-Zeccâc (ö. 311/923), Abdullah İbn Deresteveyh (ö. 347/958), er-Rummânî (ö. 384/994) ve Kadı Abdülcebbâr (ö. 415/1024)-8 gibi ilk devir İslam âlimleri ve eserleri bulunmaktadır.

Peki, yeniden kendi kendimize soralım veya düşünelim! Zemahşeri, Keşşafını yazarken yararlandığı mezkûr âlimler, kıssalarla ilgili mufassal -malumatı Kuranda olmadığına, hadislerde zikredilmediğine göre Tevratı da saymazsak- nereden öğrenmiş olabilirler?

Bu sorunun cevabını objektif ve doğru verebildiğimiz ölçüde, kıssaların anlaşılmasındaki metodolojimizi sağlıklı olarak tespit etmiş olacağız, kanaatindeyiz.

Her şeyden önce Sayın Eliaçıkın, Kuran kıssaları hakkındaki mufassal malumatı Zemahşeri veya diğer İslam âlimlerinden alması metodunun kesinlikle yanlış olduğunu belirtelim. Bizce, Kuran kıssalarının mufassallaştırılması hakkında birinci referans/kaynak, Tevrat ve İncil kıssaları olmalıdır. Çünkü Kuran kıssaları, Tevrat ve İncilde yer alan benzer kıssalar üzerine bina edilmiştir. Kurândaki kıssalar, Kitâb-ı Mukaddes ve Yahudi geleneğine ait haberlerin doğrularını tasdik etmiş, yanlışlıklarını tashih etmiştir.-9 Bunun yanı sıra Hz. Yakupun yaşadığı bölge ve oğullarının isimleri gibi detay konularda tarihî hiçbir belge bulunmadığı için başvurulabilecek tek kaynak Kitâb-ı Mukaddesteki bu bilgilerdir.-10 Bu hususlara aşağıdaki alt başlıklarda detaylı olarak değineceğimiz için üzerinde ayrıca durmayacağız.

Sayın Eliaçıkın, mezkûr hususlarda yeterince kafa yormadığı! veya daha önceki, kendisinin kıssalarla ilgili görüşleri hakkında yazdığımız, yazılarımızda11 belirttiğimiz üzere; Tevratın, Yahudi düzmecesi-12 bir kitap olduğu inancıyla ve yine kendi deyimiyle; Diğer kıssaların çoğu gibi Yunus kıssasından da Yahudi bezirgânların düzdükleri 13 diye vasıflandırdığı Tevratın, içeriğini umursamadığı için, Yaşayan Kuran-kitabının, Yusuf kıssası tefsirinde de Yahudi düzmecesi-(!) Tevratı saf dışı! ettiği kanaatindeyiz. Hal böyle olunca, geriye ne kalıyor, ilk dönem müfessirlerin yazdıkları. Peki bu müfessirlerin, gaybi bir konu olan kıssaların mufassallaştırmasına dair yazdıklarının sıhhatinin kıstası ne olacaktır/olmalıdır?

Sayın Eliaçık, işine gelen yerde de şöyle söylemektedir. Tevrat ve İncili tasdik edici olarak inen Kuran, bu çığlığın Arap dil, tarih ve coğrafya evrenindeki, daha geniş bir bakışla Mezopotamya-Akdeniz havzasındaki yeniden dile gelişi-14 Şimdi soralım! Yahudi bezirgânların düzdükleri-Tevratı, Kuran nasıl tasdik eder? Tevrat ve İncilin Mezopotamya-Akdeniz havzasındaki yeniden dile gelişi-nasıl anlaşılmalıdır? Tevratı tasfiye edip, yerine Zemahşerinin v.d müfessirlerin rivayetleri ikame edilerek mi?

Bakınız! Sayın Eliaçık, Tevratın otuz dokuz kitabından biri olan ve Tevratın üç ana bölümünden Neviim/Peygamberler-15deki, Yeşeya16 kitabında yer alan ifadelerden yaptığı alıntıları, Tevratın ismini vermeden (Ne sakınca varsa?), överek(!) nasıl sunuyor.. Aşağıdaki metni nereden aldığımı sormayın, kaynak vermeyeceğim. Şu kadarını söyleyeyim ki bundan 2700 küsur yıl önce yaşamış Yeşeya adlı bir Âdemin (Eliaçıkın, bu basite indirgeyici tavrına rağmen şu önemli hususu belirtelim. Yeşeya, İsrailoğulları peygamberlerinden biridir.) vicdanından taşan Gâlu belâ-seslerinden bir ses-17

Tevrat hakkındaki bu sübjektif ve çelişkili bakışından dolayı, Yunus kıssası tefsirinde olduğu gibi, Yusuf kıssası tefsirinde de metodolojik bir hata yapmış ya da Yunus kıssasında yaptığı hatayı Yusuf kıssasında da devam ettirmiştir.

Şimdi İ. Eliaçıkın, Yusuf suresi, sekizinci ayetinin tefsiri ya da Yusuf kıssasının mufassallaştırmasında kullandığı yanlış metodolojiye alternatif olan bizce sahih/uygun metodoloji üzerinde durarak, 8. ayetin tefsirinin ya da mufassallaştırılmasının nasıl yapılması gerektiğini açalım.

Yusuf suresi 8. ayetinin tefsiri ya da mufassallaştırmasında metodoloji nasıl olmalıdır:

Kuran-ı Kerimin, Yusuf suresi 8. ayetinde; çok çocuklu olan Hz. Yakupun, çocukları arasındaki sevgi ayrımcılığına ve bundan mütevellit çocukları arasındaki kıskançlığa, mücmel olarak temas etmektedir. Ayette babamız, Yusuf ve kardeşini bizden çok seviyor.-Denmektedir ancak ayet, baba Yakupun(a.s) çocukları olan Yusuf ve Bünyamin kardeşlere, diğer on kardeşten daha alakalı olmasını detaylandırmamaktadır. Peki, o zaman soralım, Yakup(a.s), çocukları arasından yalnızca iki çocuğu, Yusuf ve Bünyamini, diğer çocuklarından daha çok seviyor, Neden?

Bunun tam cevabını vermek ya da Kurandaki bu anlatımı daha etraflı veya mufassal kavramak için yine benzer sahnenin değişik versiyonla anlatıldığı Tevrat metnine bakarak, her iki kıssayı düşünce harmanlamasına tabi tutmak gerekmektedir. Neden?

Çünkü Kuran, kendisinden evvel nazil olan ve aynı zamanda tahrif olmayan-yanlarını tasdik ettiği Tevratın üzerine nazil olmuştur. Elinizdeki Tevrat'ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur'an'a) iman edin.-18 Bunun yanı sıra Kuranın beyan ettiği kıssaların çoğu Tevratta yer alan kıssalar ile benzer kıssalardır. Tevratın kıssa bilgilerinin -tahrif olmuş ve mitolojik hale getirilmiş olsa da- bilindiği bir Arap arkaplanı/ortamı üzerine nazil olan Kuran; Tevrat ve İncilde yer alan kıssaları tashih eder. Yani Tevrat ve İncildeki benzer kıssaları tamamen reddetmez, onların anlatımlarındaki tevhid ve hidayet vasıflarında mevcut tahrifatı düzelterek muharref olmadan önceki asli konumuna irca eder. Bu yüzden Kuran kıssaları mücmel olarak vazedilmiştir. Çünkü detaylar, Tevrat ve İncil kıssalarında mevcuttur. Aynı zamanda bu mevcudiyetin -tahrif olmuş- bilgisi de Mekke ve Medinede yaşayan Ehl-i Kitap ve müşrik Arapların dini, sosyal ve kültürel yaşamlarında gerek Tevrat ve İncil kitaplarıyla gerekse bunlara dayanan tevatürler sayesinde bilinmekteydi.

Bundan dolayı Cenabı Hakk; Kuranı Kerimdeki, Yusuf kıssasında, kıssanın tüm detayları ve tarihsel malumatı vermemektedir. Bunlar -bazı açılardan tahrif olunmuş şekilde de olsa- zaten Tevratta vardır ve bu yolla da Cahilliye dönemi Arap toplumu bu kıssalardan haberdardır.

Bununla birlikte Kuranın muhatap aldığı Ehl-i Kitap, yani Yahudi ve Hıristiyanlar ellerindeki Tevratta yazılı olan Yusuf kıssası bilgilerine sahiptirler. Kuranın Yusuf suresini duyan Ehl-i Kitap müntesipleri, ellerindeki yazılı Tevrat veya hafızalarındaki Tevrat kıssası malumatı ile yeni gelen vahiy, Kurandaki kıssayı harmanlayarak anlamak zorundaydılar. Bu realite Yahudi ve Hıristiyanlar açısından bu gün ve gelecekte de geçerli olacaktır.

Dolayısıyla Tevrat bilgisine sahip Yahudi ve Hıristiyanlar, Kuranın 8. ayetini duydukları -Arapça bilmeleri halinde- ya da -Arapçası veya kendi dillerindeki çeviri ile- okuduklarında, bu ayette Yusufun kardeşinin ismi verilmemiş olsa da onun isminin Tevratta geçtiğini ve adının Bünyamin olduğunu bildikleri için; Kuranın 8. ayetinde yer alan Yusuf ve kardeşini-ifadesini Yusuf ve kardeşi Bünyamin-olarak algılayacaklardır. Bunun yanı sıra Yakup peygamberin; Yusuf ile Bünyamini diğer on çocuğundan daha fazla sevmesinin cevabını yine Tevrattan edindikleri bilgiler eşliğinde algılamış olacaklardır.

İşte bu olgu tam da Kuranın kendinden önce inen kitaplar olan Tevrat ve İncili tasdik etmesinin amacını ortaya koymaktadır. Yûsuf kıssası dâhil, Kitab-ı Mukaddes içinde yer alan bazı kıssaların, Kurânda tashih edilmiş bir şekilde yer alması, Hz. Muhammede gönderilen dinle, İbrâhimî dinler arasındaki müşterek aslı beyan etmek şeklinde önemli bir hususa da dikkat çeker.-19 Bu aynı zamanda bizim yapacağımız Kuran kıssalarını Tevrat ve İncil kıssalarındaki anlatımlarla mufassallaştırma/detaylandırma metodolojisine denk düşmekte, metodumuzun Kuran perspektifine uygun olduğunu izhar veya ihsas etmektedir.

Kuran ve Tevratın Yusuf kıssaları arasındaki farklar:

Şimdi size Kuranın nuzül dönemi ortamının bilgisini içeren Tevratın, Yusuf kıssasından; Kurandaki Yusuf suresi 8. ayetinin benzeri olan anlatımı aktaralım. Yusuf'un kardeşleri babalarının onu kendilerinden çok sevdiğini görünce, ondan nefret ettiler. Yusuf'a tatlı söz söylemez oldular.-20

Kuran ve Tevratta yer alan bu benzeri anlatımlar, birbirinin aynı ifadeler gibi gözükse de fesahat, belagat ve icazat açısından her ikisi arasında derin farklılıklar bulunmaktadır. Kurandaki farklılıkları kategorize ederek Kuran ve Tevrat kıssaları arasındaki bu farklılıkları daha vurgulu ifade etmeye çalışalım.

1- Kuranın, Yusuf suresi, sekizinci ayeti içerisinde yer alan;-babamız, Yusuf ve kardeşini bizden çok seviyor-ifadesi aslında Tevratta genişçe anlatılan Hz. Yakubun evlilik öyküsünün mücmel olarak, ancak tam karşılığını, müthiş bir icazatla yansıtmaktadır. Çünkü Tevrat, Yakupun gösterdiği aşırı sevgiyi; onu kendilerinden çok sevdiğini görünce-şeklindeki ifade ile sadece Yusuf üzerine yüklemektedir.

Oysa Kuran böyle anlatmamaktadır. .babamız, Yusuf ve kardeşini bizden çok seviyor..-Dolayısıyla Hz. Yakupun aşırı sevgisi sadece Yusufa değil, Bünyamini de kapsamaktadır. Tevrat, Yakupun(a.s) çocukları arasındaki ayrımcılığının husule gelmesini detaylı olarak anlattığı halde, Hz. Yakupta ortaya çıkan bu aşırı sevginin sadece Yusufun üzerinde olduğu şeklinde çelişkili bir anlatımda bulunmaktadır.

Tevrat metnindeki bu çelişkili hususiyet, aslında Tevratın yeniden derlenişindeki, yazıcılara ait yanlış yazım, tabii ki tahrifatı yansıtmaktadır. Cenabı Hakk, Kuranın, Yusuf suresi, sekizinci ayetindeki icazatlı anlatımı ile hem Yakupun(a.s), Tevratta anlatılan evliliklerine -Tevrattaki anlatılan kısmı bilenler için- gizli bir atıfta bulunmakta hem de bu evlilikleri esnasında başından geçen olaylardan kaynaklanan ve bir olumsuzluk olarak kıssaya yansıyan çocuklar arasındaki sevgi ayrımını yani Yusuf ve Bünyamine aşırı sevgisini belagatla vurgulamaktadır. Bu aynı zamanda Tevrattaki kıssanın o sahnesinin tashihi anlamına gelmektedir.

2- Oysa biz daha kalabalığız-ifadesi hem Yakupun çocuklarının keyfiyetini hem de Hz. Yakupun nasıl bir orantısal yanlışlık yaptığını vurgulamaktadır. Çok çocuklu Yakupun(a.s) her çocuğuna vermesi gereken sevgisini sadece ikisine vermesinin, sevgide ayrımcılık ve orantısal dengesizlik olduğunu; Oysa biz daha kalabalığız-ifadesi içerisindeki ..kalabalığız-kelimesindeki belagatle hemencecik vurgulamaktadır.

3- Açıkçası babamız yanlış yapıyor.-İfadesi ise Yakupun çocukları hakkındaki olumsuz ve yanlış tutumunu açıkça ifade etmektedir. Yakupun çocukları ağzından verilen bu mesaj, Kurandaki kıssa yoluyla kıyamete dek tüm Müslümanlara, çocuklarının yetiştirilmesi esnasında ibret alınması gereken bir örneklik olarak sunulmaktadır. Kabul edilmelidir ki, kardeş öldürmeye kastetmeye sebebiyet verecek kadar yanlış olan bu tutumun, Yusuf kıssası yoluyla mesaj olarak sunulması, hem tarihi olarak Yakubun(a.s) çocukları ve Yusufun kardeşleri ile imtihanını gündem ederken hem de Kuran muhataplarının bundan dersler almasını istemektedir.

İşte Kuranın, Yusuf kıssasında yer alan bu kısacık! Ayette o kadar derin anlamlar yüklenmiştir ki; Kuran muhatapları, ayetleri her okuyup üzerinde fehmettikçe ve ayetlerin anlatımlarını baz alan tali -Tevratın Yusuf kıssası gibi- bilgilerini arttırdıkça, kıssayı daha derin olarak algılayabilecekler ve derinlemesine bir hikmet sahibi olacaklardır.

Tevratta yer alan bilgiler olmadan da Kurandaki bu ayetten öğüt ve ibretler çıkarmak mümkündür ancak ayetin nuzül ortamı ve diğer bilgileri edinildikçe, alınacak dersler ve mesajlar daha da artacak daha da kapsamlı hale gelecektir, kanaatindeyiz.

Hz. Yakupun evlilikleri ve çocukları hakkındaki Kuran ayetlerinin mufassallaştırılması:

Şimdi Kuranıın, Yusuf suresindeki mezkûr 8. ayetinde geçen; Hz. Yakupun evlilikleri, onun bu çok evliliği dolayısıyla ortaya çıkan oğulları arasındaki kardeşlik ayrımları -on iki kardeş oldukları halde Yusuf ve kardeşi gibi ifadeler- ve Hz. Yakupun çocukları arasındaki sevgi farklılıklarının mufassal hale gelmesi için Tevratta yer alan bilgileri fragmanlar şeklinde sunalım.

Filistin-Kenan/Arz-ı Mevud topraklarında ikamet eden Hz. Yakup, beraber yaşadığı annesi ve babasının isteği üzerine dayısı Labanın Mezopotamyadaki Paddan-Aram adı verilen mevkideki yerleşim yerine gider. İshak Yakup'u çağırdı, onu kutsayarak, Kenanlı kızlarla evlenme-diye buyurdu,-Hemen Paddan-Aram'a, annenin babası Betuel'in evine git. Orada dayın Laban'ın kızlarından biriyle evlen.-21

Yine Tevrat bilgilerine göre Yakup, aynı zamanda İlk oğul-luk hakkını hile ile aldığı kardeşi Esavın hışmından kaçmaktadır. İkiz çocukları arasındaki kardeş kavgasını önlemek isteyen Yakupun annesi, ona kendi kardeşinin yani Yakupun dayısı olan Labanın yanına gitmesini önerir. Rebeka küçük oğlu Yakup'u çağırttı. Ona, Bak, ağabeyin Esav seni öldürmeyi düşünerek kendini avutuyor-dedi, Beni dinle, oğlum. Hemen Harran'a, kardeşim Laban'ın yanına kaç.-22

Anne ve babasının öğütlerini dinleyerek Mezopotamyaya varan Yakup(a.s), dayısı Labanın yanında ücretli bir hizmetkâr olarak ..Yirmi yıl..-23 Boyunca çalışmak zorunda kalır. Yakup peygamber, dayısıyla yaptığı anlaşmalarda dayısının kendi sunduğu şartlarından bazılarına uymamasına rağmen, çalışmasının karşılığı olarak onun iki kızı; Laban'ın iki kızı vardı. Büyüğünün adı Lea, küçüğünün adı Rahel'di.-24 ile evlenir; bununla birlikte ayrıca hanımlarına ait cariyeleri ile de Rahel'in cariyesi BilhaLea'nın cariyesi Zilpa-25 evlenerek onlardan da çocukları olmuştur.

Tevrata göre Yakupun çocuklarının sayısı ve isimleri ve çocukların analarının adları şunlardır: Yakup'un on iki oğlu vardı. Lea'nın oğulları: Ruben (Yakup'un ilk oğlu), Şimon, Levi, Yahuda, İssakar, Zevulun. Rahel'in oğulları: Yusuf, Benyamin. Rahel'in cariyesi Bilha'nın oğulları: Dan, Naftali. Lea'nın cariyesi Zilpa'nın oğulları: Gad, Aşer. Yakup'un Paddan-Aram'da doğan oğulları bunlardır.-26

Hz. Yakupun, evlendiği dört karısından biri olan dayısının ufak kızı Rahel, aslında onun Paddan-Aramda iken ilk olarak evlenmek istediği ve bunun için dayısı ile yedi yıl daha fazla çalışma karşılığı anlaştığı Tevrat metinlerinde kayıtlıdır. .Rahel ise boyu bosu yerinde, güzel bir kızdı. Yakup Rahel'e âşıktı. Lavan'a(Laban), Küçük kızın Rahel için sana yedi yıl hizmet ederim-dedi. Lavan, Onu sana vermek başkasına vermekten daha iyidir-dedi, Yanımda kal.-Yakup, Rahel için yedi yıl çalıştı. Rahel'i sevdiği için, yedi yıl ona birkaç gün gibi geldi.-27

Gelişen olaylar sonucu ilk olarak ve istemediği28 halde dayısının büyük kızı Lea ile evlenmek zorunda kalan Yakup(a.s); fazladan yedi yıl daha dayısına çalışma karşılığı sevdiği ve istediği onun ufak kızı Rahelle evlenmiştir. Raheli çok sevmesine ve çok arzu etmesine rağmen uzun süre Rahelden çocuğu olmamıştır. Tevrat bu vakıayı şöyle anlatır: Rahel, Yakup'a çocuk doğuramayınca, kız kardeşini kıskanmaya başladı. Yakup'a, Bana çocuk ver, yoksa öleceğim-dedi. Yakup Rahel'e öfkelendi. Çocuk sahibi olmanı Tanrı engelliyor. Ben Tanrı değilim ki!-diye karşılık verdi (.) Tanrı Rahel'i anımsadı, onun duasını işiterek çocuk sahibi olmasını sağladı. Rahel hamile kaldı ve bir oğlan doğurdu. Tanrı utancımı kaldırdı. Rab bana bir oğul daha versin!-diyerek çocuğa Yusuf adını verdi.-29 Paddan-Aramda doğan Yusuftan sonra Kenan-a dönerken son çocuğu ve Yusufla aynı anadan olan Bünyamin doğar. Ama Rahel ölmek üzereydi. Can verirken oğlunun adını Ben-Oni koydu. Babası ise oğlana Benyamin adını verdi.-30

Hz. Yakupun, maceralı ve çok zahmetli hadiseler sonucu evlendiği ve diğer hanımlarına göre çok sevdiği ve aynı zamanda ölümü ile kaybettiği ikinci eşi Rahelden doğan çocuklara karşı duyduğu aşırı sevgi, diğer hanımlarından doğan çocuklarına olan sevgisinden ağır basmıştır. İşte Tevratta, bir sevginin -karısı Rahele sevgisi- doğurduğu aşırı sevgiye -Yusuf ve Bünyamine sevgisi- dair bir hayli detaylı anlatıma karşılık, Kuran; Yusuf suresi, sekizinci ayeti ile olayı icazat yüklü mücmel bir anlatımla, öğüt ve ibret haline getirmiştir. Dediler ki: Yusufla kardeşi, babamıza bizden daha sevgilidir. Hâlbuki biz kalabalık bir cemaatiz. Şüphesiz ki babamız apaçık bir yanlışlık içindedir.-31

Yaşayan Kuran-kitabının Zemahşerinin Keşşafından alıntılanan dipnot açıklamasındaki tarihsel yanlışlar:

İhsan Eliaçıkın, Yaşayan Kuran-kitabının, 466. sayfasındaki, altı numaralı dipnotta şunlar yer almaktadır: Rivayete göre Yusufun on bir kardeşi vardı: Yahuda, Rûbyal, Şemon, Lavi, Ribolon, Yaşcer, Deyni, Dan, Naftali, Cad ve AşirBunların ilk yedisi Yakupun halasının kızı Liyadan, son dördü ise Zurreteyn, Yahi, Zulfe ve Belhedendi. Liya ölünce Yakup onun kız kardeşi Rahil ile evlendi ve bundan da Yusuf ve Bünyamin doğdu (Zemahşeri).

1- Rivayete göre Yusufun on bir kardeşi vardı: Yahuda, Rûbyal, Şemon, Lavi, Ribolon, Yaşcer, Deyni, Dan, Naftali, Cad ve Aşir-Bu cümleyi okuduğunuzda her şey normal gibi gözükmekteyse de daha sonraki anlatımla birleştirdiğinizde ilginç bir durum ortaya çıkmaktadır. Şimdi, Yakupun çocuklarının isimlerine numara vererek bu durumu vurgulayalım. 1-Yahuda, 2-Rûbyal, 3-Şemon, 4-Lavi, 5-Ribolon, 6-Yaşcer, 7-Deyni, 8-Dan, 9-Naftali, 10-Cad ve 11-Aşir-Daha sonraki cümledeki; Liya ölünce Yakup onun kız kardeşi Rahil ile evlendi ve bundan da Yusuf ve Bünyamin doğdu-ifadesindeki isimlere de devam numarası verelim. 12-Yusuf ve 13-Bünyamin. Şimdi ilk numara verdiğimiz cümle ile sonraki cümleyi birleştirdiğimizde 13 sayısı ortaya çıkıyor. Yusufu sayıdan çıkarırsanız geriye on iki isim kalıyor. Hani Yusufun on bir kardeşi vardı.-???

Yanlış bir yanlışı doğurmuştur. Eğer Eliaçık, Kuranın, Yusuf suresi, sekizinci ayetini mufassallaştırmak için doğru metodolojiyi kullanmış olsaydı bu yanlışa düşmezdi! Aynı zamanda Keşşaftaki yanlışı hem görmeyip hem de bu yanlışı alıntılama gibi iki hatayı birden yapmamış olurdu. Zira Sayın Eliaçık, diğer dinlere ait kutsal kitaplarda da uzman (!) olduğu açıklamasında bulunmaktadır. Keza şu an yeryüzünde Tanrının kelâmı diye bilinen diğer kutsal kitapları da EN AZ KURAN KADAR OKUMUŞ VE İNCELEMİŞ BULUNMAKTAYIM.-32

Bakınız! Sayın Eliaçık, aynı dipnottaki açıklamalar için Tevrata başvurmuş olsa idi durum nasıl olurdu bir karşılaştıralım. Yakup'un on iki oğlu vardı. Lea'nın oğulları: Ruben, Şimon, Levi, Yahuda, İssakar, Zevulun. Rahel'in oğulları: Yusuf, Benyamin. Rahel'in cariyesi Bilha'nın oğulları: Dan, Naftali. Lea'nın cariyesi Zilpa'nın oğulları: Gad, Aşer. Yakup'un Paddan-Aram'da doğan oğulları bunlardır.-33

İsterseniz bu metindeki, Hz. Yakupun çocuklarının isimlerini numaralandırarak, algılamada kolaylık sağlayalım. ..Lea'nın oğulları:1-Ruben, 2-Şimon, 3-Levi, 4-Yahuda, 5-İssakar, 6-Zevulun. Rahel'in oğulları: 7-Yusuf, 8-Benyamin. Rahel'in cariyesi Bilha'nın oğulları: 9-Dan, 10-Naftali. Lea'nın cariyesi Zilpa'nın oğulları: 11-Gad, 12-Aşer-

Zemahşerinin; tabi ki bunun doğru olduğunu kabul ederek yada doğruluğunu sınamadan, ondan alıntı yapan Eliaçıkın; .Bunların ilk yedisi Yakupun halasının kızı Liyadan Yahuda, Rûbyal, Şemon, Lavi, Ribolon, Yaşcer, Deyni-diye sıraladıkları; Hz. Yakupun, aynı zamanda dayısının büyük kızı ve ilk karısı olan, Tevrattaki adı ile Leadan doğan, yedi çocuğun keyfiyetini açalım. Leadan doğan bu çocukların altısı erkektir. Lea yine hamile kaldı ve Yakup'a altıncı oğlunu doğurdu. Tanrı bana iyi bir armağan verdi-dedi, Artık kocam bana değer verir. Çünkü ona altı oğlan doğurdum.-Ve çocuğa Zevulun/Zebulun34 adını verdi.-35 Leadan doğan bu erkek çocuklar; 1-Yahuda, 2-Rûbyal, 3-Şemon, 4-Lavi, 5-Ribolon, 6-Yaşcerdir. Yedinci ve son sıradaki ..Deyni-ise Tevratta şöyle beyan edilir: Bunlar Lea'nın Yakup'a doğurduğu oğullardır. Lea onları ve kızı Dina'yı Paddan-Aram'da doğurmuştu.-36 Yani Tevrata göre Dina ya da Zemahşeriye göre Deyni, Leadan doğan, yedinci çocuktur ve kızdır. Tevratın bir başka yerinde bu olgu şöyle açıklanır. Bir süre sonra Lea bir kız doğurdu ve adını Dina koydu.-37

Tevrat, Yakupun kızı Dina(Deyni) hakkında ayrıca şunları kaydetmektedir. Lea'yla Yakup'un kızı Dina bir gün yöre kadınlarını ziyarete gitti. O bölgenin beyi Hivli Hamor'un oğlu Şekem Dina'yı görünce tutup kızın ırzına geçti (***8230 Yakup'un oğullarından ikisi - Dina'nın kardeşleri Şimon'la Levi - kılıçlarını kuşanıp kuşku uyandırmadan kente girdiler ve bütün erkekleri kılıçtan geçirdiler. Hamor'la oğlu Şekem'i de öldürdüler. Dina'yı Şekem'in evinden alıp gittiler.-38

Başından olumsuzluklar geçtiği anlatılan Yakupun kızı Dina birdenbire Tevrat kıssası anlatımlarından kaybolmaktadır. Ne öldüğü ne de kaybolduğu gibi bir izah olmaksızın ortadan yok olmaktadır. Bütün bu çelişkiler, Tevratın gerçek boyutu haricinde müstakil bir İbranî ve İsrailoğulları tarihi oluşturduğu yani tahrifat gördüğü anlamına gelmektedir. Tevratın İbranî ve İsrailoğulları hakkında anlattıkları; subjektiftir, çelişkilerle doludur ve beşerî müdahalelerin olduğunu ihsas eden ifadeler içermektedir. Yakupun kızı Dina ile ilgili olgu da bunu resmetmektedir.

2- Hz. Yakupun, Leadan doğan çocuklar olarak verilen yaş sıralaması da yanlıştır. Zemahşeri ve Eliaçıkın verdikleri bu sıralamayı numaralandırarak konuyu izah edelim. .1-Yahuda, 2-Rûbyal, 3-Şemon, 4-Lavi, 5-Ribolon, 6-Yaşcer.-. Oysa Tevratta bu sıralama ise şöyledir: 1-Ruben, 2-Şimon, 3-Levi, 4-Yahuda, 5-İssakar, 6- Zevulun. Peki şimdi soralım.! Hz. Yakupun çocuklarının yaş sıralaması, Tevrata göre mi yoksa Zemahşeriye göre mi daha doğru olandır? Ya da diğer bir deyişle; Hz. Yakupun çocuklarının yaş sıralaması, metodolojik tutarlılık açısından; Tevrata göre mi yoksa Zemahşeriye göre mi daha tutarlı veya uygundur?

Kurtubî bu konuda Tevratın beyanına katılarak şunları kaydeder: En büyüklerinin adı Rûbîl idi. Diğerleri ise Şem'ûn, Lâvî, Yehûza, Zeyâlûn ve Yeşcer'dir.-39 A. Abdülfettah Tabbâra, Hz. Yakubun, Leadan doğan çocuklarını yaşca; Karısı Leada; Ruben, Şemun(Şimeon), Lavî(Levi), Yakuza(Yahuda), Yesakir(issakar) ve Zebulun-40 olarak Tevrat paralelinde sıralar. Prof. Dr. Mehmet Aydın: Yakub'un çocukları şunlardır: Reuven - Şimon - Levi - Yeuda - Yisahar - Zevulun - Dan -Naftali - Gad - Aşer - Yosef - Benyamin. Bir de Dina isimli kız çocuğu olmuştur.-41 Diyerek Tevrattaki kronolojiyi baz almaktadır. Bu örnekleri daha da çoğaltmak mümkündür.

Eliaçık, ayrıca Yaşayan Kuran-kitabının Bakara suresi 62. ayeti dipnotundaki açıklamasında da Yakupun çocuklarındaki Zemahşerinin bu sıralamasını doğru kabul ettiğinden olsa gerek, Tevrata göre dördüncü sırada doğduğu beyan edilen Yahudanın, ilk doğan olduğu üzerine fikir beyan etmektedir. Hz. Yakupun on iki evladının en büyüğünün isminden (Yahuda) dolayı Arapçalaşarak Yahud şeklinde kalmıştır-42

Oysa Tevrat, Yakupun(a.s) ilk doğan oğlu Ruben olgusunu yukarıda verdiğimiz örnek haricinde çeşitli yerlerinde yine aynı şekilde açıklar: Yakup'un ilk oğlu Ruben.-43 İsrail'in oğulları şunlardır: Ruben, Şimon, Levi, Yahuda, İssakar, Zevulun, Dan, Yusuf, Benyamin, Naftali, Gad, Aşer.-44 Görüldüğü üzere Tevrat, birkaç yerinde ve defaatle Yakupun (a.s) çocuklarının doğum sırasını aynı vermekte ve hep Rubeni, ilk sırada ilk doğan olarak beyan etmektedir. Tevrattaki, Rubenin ilk oğul olduğu hakkında en önemli ve detaylı açıklama Yakupun(a.s) ağzından şu şekilde verilmektedir: Yakup oğullarını çağırarak, Yanıma toplanın-dedi, Gelecekte size neler olacağını anlatayım. Yakupoğulları, toplanın ve dinleyin, Babanız İsrail'e kulak verin. Ruben, sen benim ilk oğlum, gücümsün, Kudretimin ilk ürünüsün, Saygı ve güç bakımından en üstünsün.-45

Yani bu örneklerle şu olgunun altını kuvvetle vurgulamak istiyoruz. Tevratın çeşitli yerlerinde serdedilen, Yakupoğulları ve onun ilk doğan çocuğu Ruben hakkındaki bu biyografik ve kronolojik bilgilerin değişmezliği veya ayniyeti; Tevratın yeniden derlenmesi esnasında Tevrat yazıcılarının, Yakupun şeceresindeki isimlerde bir karışıklık yapmadıklarını izhar eder. Bundan dolayı Tevrattaki bu malumatın, tahrif olgusu gündem edilerek; bu malumat ile Kurandaki, Yusuf kıssasının mufassallaştırılmasından kaçınılamaz.

Tamamen beşeri yani indi ve izafi bir olgu olan Zemahşerinin, Yakupoğulları hakkındaki mezkûr yorumu, Tevrat mesabesinde hatta daha âlâ-görülerek, Yusuf kıssasının ilgili ayetinin mufassallaştırılmasında kullanılamaz. Bizce böyle bir metod yanlıştır. Neticesi, üzerinde durduğumuz, İ. Eliaçıkın kitabındaki müteselsil yanlışların gerçekleşmesinin yolunu açmıştır.

Bunun yanı sıra eğer Yahuda, Hz. Yakupun ilk oğlu olmuş olsa idi; Yahudi ırkçılığının dini önderi Rabbiler; tanımlanma açısından kendi ismini aldıkları Yahudayı, Tevratta üzerinde önemle durulan ilk doğan-ritüelinin RAB Musa'ya, Bütün ilk doğanları bana adayın-dedi, İsrailliler arasında insan olsun, hayvan olsun her rahmin ilk ürünü bana aittir.-46 kutsiyetine atamakta! tereddüt etmezlerdi kanaatindeyiz.

Taberi bu konuda şunları beyan etmektedir: İbn-i İshak diyor ki: Bu sözü, Yusufun kardeşlerinden en büyüğü söylemişti. Onun adı Rubil-idi.-47 Mevdudi Yahudanın yaş sıralaması hakkında şöyle beyanda bulunur: Yahudilik, Hz. Yakupun dördüncü oğlu Yahudaya atfedilmektedir.-48 Ekrem Sarıkçıoğlu, başlangıçtan günümüze dinler tarihi kitabında, Yahuda hakkında şunları kaydeder: Hz. Yakub'un 12 oğlundan 4.'nün adı Yuda veya Yahuda idi ve Yahuda kabilesinin soy atası oldu.-49 Prof. Dr. Mehmet Aydın ise Ansiklopedik Dinler tarihi-kitabında; Yahuda için Hz. Yakub'un dördüncü oğlunun soyuna bu ad verilmiştir.-50 Demektedir. Dolayısıyla İsrailoğullarına peygamber olarak gönderilen İshakın oğlu Yakupun on iki oğlu vardı. Dördüncü oğlunun adı Yuda veya Yahuda idi. Dolayısıyla onun adına izafeten İsrailoğullarına Yahudi denmiştir.-51

3- .Yakupun halasının kızı Liyadan.-İfadesi Tevrat verilerine göre yanlıştır. Tevrata göre Hz. Yakupun yanında çalıştığı ve bu çalışma karşılığı olarak evlendiği kadınlar dayısının kızlarıdır. İshak Yakup'u çağırdı (***8230 Hemen Paddan-Aram'a, annenin babası Betuel'in evine git. Orada dayın Lavan/Laban'ın kızlarından biriyle evlen.-52 Rebeka küçük oğlu Yakup'u çağırttı. (***8230 Beni dinle, oğlum. Hemen Harran'a, kardeşim Lavan'ın yanına kaç.-53 Yakup dayısı Lavan'ın(Laban) kızı Rahel'i ve davarları görünce, gidip kuyunun ağzındaki taşı yuvarladı, dayısının davarlarını suvardı. Rahel'e baba tarafından akraba olduklarını, Rebeka'nın oğlu olduğunu anlattı. Rahel koşup babasına haber verdi. Lavan(Laban), yeğeni Yakup'un geldiğini duyunca, onu karşılamaya koştu. Ona sarılıp öptü, evine getirdi. Yakup bütün olanları Lavan'a anlattı. Lavan, Sen benim kanım, canımsın-dedi.-54

Tevrattaki Hz. Yakupun evliliğine dair bu metin, onun iki karısı ile akrabalığındaki yakınlık bağlarını duygusal temalarla açıklarken aynı zamanda Tekvin kitabının, Hz. İbrahim kıssasını anlatan bir başka bölümünde Dayısı Laban ve annesi Rebekanın şecerelerini de Hz. İbrahimin babası Azere kadar serdedilmektedir. Terah soyunun öyküsü: Terah(Azer)55 Avram(İbrahim), Nahor ve Haran'ın(Hz. Lutun babası) babasıydı. Avram'la Nahor evlendiler. (.) Avram'ın karısının adı Saray, Nahor'unkinin adı Milka'ydı. 56 Bir süre sonra İbrahim'e haber geldi. Ona, Milka kardeşin Nahor'a sekiz çocuk doğurdu-dediler, İlk oğlu Uts, kardeşi Bûz, Kemuel (Aram'ın babası), Keset, Hazo, Pildaş, Yidlaf ve Betuel.-Betuel Rebeka'nın babası oldu. Bu sekiz çocuğu İbrahim'in kardeşi Nahor'a Milka doğurdu.-57

Bütün bu Tevrat anlatımlardan, Hz. Yakupun babası İshakın; amcası Nahorun torunu Lea ve Rahil ile evlenmiştir. Şematik izah edersek; Azer(Hz. İbrahimin babası) - Azerin oğlu Nahor(Hz. İbrahimin kardeşi) - Nahorun oğlu Betuel - Betuelin oğlu Laban(Yakupun hem dayısı hem kayınpederi).

Kurtubi bu konuda şunları kaydeder: .Bunların annesi Leyan(Laban) kızı Leyâ'dır. Hz. Ya'kup'un dayısının kızıdır (...) Es-Süheylî der ki: Ya'kup'un annesinin adı ise Refkâ idi. Râhil, Bünyamin'den lohusa iken vefat etmişti. Leyân(Laban) b. Nâher (Nahor) b. Âzer ise Hz. Ya'kup'un dayısıdır.-58

Bütün bu izahlarımıza mukabil, Tevrattaki bu bilgiler haricinde, gerek Zemahşeri gerekse diğer müfessirlerin tefsirlerinde rastladığımız; Hz. Yakupa dair binlerce yıllık bir geçmişi ifşa edebilen, türden gaybi bir bilgileri, neye göre referans verdiklerini sorgulamak gerekmektedir. Zemahşeri veya diğer tefsir ve siyer âlimlerinin bu gaybi bilgiyi Tevrattan derlemedilerse o halde nereden almışlardır ??? diye soralım ve cevabını bir düşünelim.

4- .Yakupun halasının kızı Liyadan.-İfadesinde bariz bir yanlışlık daha bulunmaktadır. Şimdi soralım, Yakup kimin oğlu? Cevap hazır!... İshakın oğlu. Peki, İshakın kaç kardeşi vardı? Hemen cevap vereceksiniz bir ve adı da İsmail. O halde Hz. Yakupun halası nerede?

Bulmaya çalışalım(!) Hz. Yakupun dedesi olan Hz. İbrahim oğulları İsmail ve İshakın doğumu ve hanımlarının -Sara ve Hacer- ölümünden sonra yeniden evlenerek çocuklar sahibi olmuştur. İbrahim bir kadınla daha evlendi. Kadının adı Ketura'ydı. Ondan Zimran, Yokşan, Medan, Midyan, İşbak, Şuah adlı çocukları oldu.-59 Tevratta belirtilen bu çocuklardan hangisinin veya hangilerinin kız olduğunu biz bilemedik. Eğer bunun hakkında bir cevap bulan olursa Hz. Yakupun halası o demektir. O buldukları isim ile Yakup arasındaki şecereden gaybi bilgisi olan var veya buna dair maddi referans verebiliyorsa o takdirde Yakupun halasının kızı ile evlendiği ifadesinin doğru olduğuna ikna olduk demektir.

5- Liya ölünce Yakup onun kız kardeşi Rahil ile evlendi-ifadesi Tevrat kıssasındaki evlilik anlatımına aykırıdır. Lavan/Laban, Bizim buralarda adettir. Büyük kız dururken küçük kız evlendirilmez-dedi, Bu bir haftayı tamamla, Rahel'i de sana veririz. Yalnız ona karşılık yedi yıl daha yanımda çalışacaksın.-Yakup kabul etti. Lea'yla bir hafta geçirdi. Sonra Lavan kızı Rahel'i de ona verdi.-60

Tevrattaki bu anlatıma rağmen Hz. Yakupun dayısı kızları ile bir arada yaptığı evliliği, Kuran-ı Kerimdeki ve iki kız kardeşi birden almak da size haram kılındı; ancak geçen geçmiştir. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.-61 Ayeti ve Tevrat'ın, şeriat/hukuk kuralları ile ilgili kitabı Levililer'deki; Karın yaşadığı sürece onun kız kardeşini kuma/karı olarak almayacak ve onunla cinsel ilişki kurmayacaksın.-62 Emrine muhalif gören müfessirimiz, ihtimaldir ki bu durumun izahı için uğraşmaktansa! Her iki evliliğin ayrı ayrı yapıldığı kabulünü arz etmiş görünmektedir.

Hz. Ya'kub'un, dayısının iki kızı ile bir arada evlilikleri hakkında en makul açıklama şöyledir. Tevrat'taki iki kız kardeş ile bir arada nikâh yasağına kadar bu tip evlilikler helal idi. Ne zaman ki Hz. Musa döneminde Tevrat'taki mezkûr emir gelmiştir o andan itibaren bu evlilik yasaklanmıştır. Bundan dolayı Hz. Ya'kub yaşadığı dönemde bir yasak olmaması hasebiyle ve de dayısının hileleri karşısında oluşan fiili bir mecburiyetten, iki kız kardeşi bir arada nikâhladığı zorunlu bir evlilik yapmıştır.-63

Bir başka problemli durum Hz. Yakup, İlk karısı Lea ölünce Rahel ile evlenmişse peki, Rahel ne zaman ölmüştür. Çünkü Yusufun kuyuya atılarak kaybedilmesinden itibaren gelişen olaylarda Yusufun annesi figürü -Ne Kuranda ne de Tevratta- hiç ortaya çıkmamaktadır. Bu gaybi durum nasıl kime göre ne referans alınarak açıklanabilecektir. Kıssa tefsirlerinin kaderi olan İsrailiyat-la mı?

Tevrat anlatımı baz alındığında, Yusuf ve Bünyaminin annesi olan Rahel, Mısır endeksli olayların geliştiği Kenan topraklarında ikamet öncesi; Mezopotamyadan bu topraklara dönerken vefat ettiği için, Yusufun kaybolması ile ortaya çıkan olaylar örgüsünde Yusuf ve Bünyaminin annesi olan Rahelin ortada olmaması -Hz.Yakupla beraber acılar çekmesi, v.s gibi sahnelerin Kuran ve Tevratta yer almaması- anlaşılır ve izah edilir bir durumdur.

Yaşayan Kuran-mealindeki dipnottaki çeviri hatası:

Buraya kadar İ.Eliaçıkın Zemahşerinin Keşşafından yaptığı alıntıdaki tarihsel hatalar üzerinde durduk Şimdi ise sadece Eliaçıka ait olan çeviri hatası üzerinde duracağız. Altı numaralı dipnot Eliaçık tarafından yapılan çevirisi şu şekildedir: Rivayete göre Yusufun on bir kardeşi vardı: Yahuda, Rûbyal, Şemon, Lavi, Ribolon, Yaşcer, Deyni, dan, Naftali, Cad ve AşirBunların ilk yedisi Yakupun halasının kızı Liyadan, son dördü ise Zurreteyn, Yahi, Zulfe ve Belhedendi. Liya ölünce Yakup onun kız kardeşi Rahil ile evlendi ve bundan da Yusuf ve Bünyamin doğdu.-

Bu metin çevirisindeki şu ifadede hata görülmektedir. Zurreteyn, Yahi, Zulfe ve Belhedendi.-Bu çeviri Zemahşerinin Keşşafında yer alan orijinal ifadeye göre yanlıştır. Keşşafta yer alan;64 ifadesinin doğru çevirisi .Son dördü ise, Süryeteyn65, yani Zülfe ve Belhe'dendir.-66 Olması gerekmektedir.

Kuran Meallendirmelerdeki Bünyamin ismi fazlalıkları:

İ. Eliaçıkın Yaşayan Kuran-tefsiri kitabının Yusuf suresindeki iki ayet mealinde gördüğümüz ilgi çekici durumun altını çizelim! Yusuf suresi altmış dokuzuncu ayetin Ve lemmâ dehalû alâ yûsufe âvâ ileyhi ehâhu-meali, Eliaçık tarafından şöyle verilmiştir. Yusufun yanına vardıklarında, Yusuf kardeşi BÜNYAMİNi bağrına bastı-Ayetin aslında Bünyamin ismi geçmemesine rağmen mealde kardeş ifadesi yanına Bünyamin ismi monte! Edilmiştir. Aynı tarz Yusuf suresinin yetmiş altıncı ayetinde de sürdürülmüştür. Bunun üzerine Yusuf, kardeşinin yükünden önce diğerlerinin yükünü aramaya başladı. Sonunda onu BÜNYAMİNin yükünden çıkardı.-Bu ayetin Fe bedee bi evıyetihim kable viâi ahîhi, summestahrecehâ min viâi ahîh-Arapça aslında da Bünyamin67 ismi bulunmamaktadır.

Yazımızın konusu olan Yusuf suresi, sekizinci ayetinde de benzer bir anlatım olduğu halde burada Bünyamin mufassallaştırmasına gitmediğini görmekteyiz. İz kâlû le yûsufu ve ehûhu ehabbu..-Bir zamanlar kardeşleri, babamız, Yusuf ve kardeşini bizden çok seviyor.-Hâlbuki kıssanın başı olması ve diğer kardeşler ile Bünyamin arasındaki farklılık olan Yusuf ve kardeşini-ifadesindeki, ana-baba bir konumu kardeşlik bağını açması babından sekizinci ayette Bünyamin mufassallaştırması diğer ayetlerdekine göre daha uygun olurdu kanaatindeyiz.

Aslında en uygun olan bu gibi mufassallaştırmaların dipnotta yapılması; mealde ise Arapça kelimenin en yakın anlamının verilmesi şeklinde olacaktır. Kuranın isimler hususundaki özelliğine dikkat çeken yazar meallendirmede bu hususu kaçırmış ya da ihlal etmiş olmaktadır. İşte buna benzer nice tarihsel-kişi ve olaylar üzerinden evrensel-mesajlar veriyor. Bu nedenle olsa gerek tarihte kalması kaçınılmaz olan yerlerde bilinçli bir susuş-sergiliyor. Birkaç yerde Mekke, bir iki yerde Arap ismi geçiyor. İlginçtir Muhammed dışında bir tek kişinin ismi geçiyor o da bir eski köle ve evlatlık olan Zeyd-68 Kuranın bu özelliğinin en azından onun meallendirilmesinde de sürdürülmesinde yarar görüyoruz.

Sayın yazarın özellikle Yusuf kıssası meallendirmesindeki bu üslubunu, kitabının önsözündeki şu cümlesi açıklamaktadır. Çünkü Arapça asıl metnin dışında yazılan her şey yorumdur, ister parantez dışı, ister parantez içi olsun, ister üstte ister altta olsun fark etmez. Az önce geçtiği gibi burada yorum Arapça(Kuran) metninin zihindeki yankısı anlamında kullanılmaktadır.-69 Dolayısıyla sayın yazar, mealin içinde kendi yorumunu yaparak/katarak, zihnindeki Tevrattan alınmış bir öğeyi -Bünyamin- Kuranın ilgili ayetinin açıklaması ya da mufassallaştırması olarak kullanmış olmaktadır. Bu durumu aynı ayeti okuyan/duyan Yahudi ve Hıristiyan biri açısından da otomatik olarak beyin algısı şeklinde gerçekleşeceğini düşündüğümüzde; Kuran kıssalarının mufassallaştırılmasının birinci ve sahih kaynağının, yine Kuranın tasdik ve tashih ettiği Tevrat ve İncil metinleri olması gereği kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Aksi halde Kuran mealleri de Kuran metninin zihindeki yankı-yanlışlarıyla dopdolu olacaktır.




Dipnotlar:
1- R. İhsan Eliaçık, Yaşayan Kuran-Türkçe Meal/Tefsir, c. I, s. 23, İnşa Yayınları, İstanbul-2007.
2- R. İhsan Eliaçık, A.g.e, c. I, s. 466, İnşa Yayınları, İstanbul-2007.
3- Ebû'l-Kâsım Mahmud İbn Ömer ez-Zemahşerî el-Harezmî. Büyük bir dilci, edebiyatçı, kelâmcı ve müfessirdir. Mekke'de uzun süre ikamet ettiği için Cârullah lakabı verilerek Cârullah Zemahşerî-adıyla meşhur olmuş, ayrıca kendisine Fahr-ı Harezm-ünvanı da verilmiştir. D.467 (1075) / Ö.538 (1143)-Şamil İlam Ansiklopedisi, Zemahşeri maddesi, c. XIII, s. 340, İstanbul-2000.
4- el-Keşşaf an Hakaiki Ğavamizü't-Tenzil ve uyunu'l-Ekavil fi Vücuhi't-Te'vil, Zemahşerî'nin bütün İslâm âleminde tanınmasını sağlayan tefsiridir. Kısaca Keşşâf olarak tanınır. Tefsir tarihinde önemli bir yer tutan, leh ve aleyhinde çok söz söylenen, üzerinde yüzlerce şerh, haşiye, ta'lîka ve reddiye yazılmış bir kitaptır.-Şamil İlam Ansiklopedisi, Zemahşeri maddesi, c. XIII, s. 340-341, İstanbul-2000.
5- Keşşâf üzerinde yapılan çalışmalar, tenkidler ve reddiyeler hakkında bk. Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük Tefsir Tarihi, Ankara 1960, II, 291-293
6- http://ihsaneliacik.org/soylesiler/soylesi-su-dergisi.html
7- Şamil İslam Ansiklopedisi, Zemahşeri maddesi, c. XIII, s. 342, İstanbul-2000.
8- Şamil İslam Ansiklopedisi, Zemahşeri maddesi, c. XIII, s. 342, İstanbul-2000.
9- İbn Kesîr, el-Bidâye, II, 479; Kadir Polater, Kurân ve Kitabı Mukaddese göre Yusuf kıssası, Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi, s. 37, c.VII, yıl 2007, sayı:3.
10- Kadir Polater, A.g..e, Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi, s.12, c.VII, yıl2007, sayı:3.
11- Cengiz Duman, Yunus Peygamberi Balık mı, Asur Hapishanesi mi Yuttu?; http://www.haksozhaber.net/author_article_detail.php?id=12771; Bir İhsan Eliaçık Klasiği! Cengiz Duman, Âdemoğulları Kıssasında Manipülasyon; http://www.haksozhaber.net/author_article_detail.php?id=16132
12- Cengiz Duman, İ. Eliaçık'ın Yunus Kıssası Tefsirindeki Çelişkileri, http://www.haksozhaber.net/author_article_detail.php?id=13138
13- İhsan Eliaçık, Yaşayan Kur'an/meal-Tefsiri, C.II, s.445.
14- http://ihsaneliacik.org/makaleler/dort-kitabin-manasi-yeni.html
15- Nevi'im/Peygamberler; Tanah'ın(Tevrat) üç ana bölümünden ikincisi. Bu bölümlerin ilki Tora (Tevrat) ve bir sonraki de Ketuvim'dir (Yazılar). Bknz: http://tr.wikipedia.org/wiki/Nevi'im
16- İbranice bir kelime olan Yeşaya kelimesi, İbranice'de Rab kurtarır-anlamına gelmektedir. Tevratta bağımsız Yeşeya kitabı ona aittir. İsrailoğullarına göre bir Peygamber olan Yeşaya, M.Ö. 8. yüzyılın ikinci yarısında Yeruşalim/Kudüs'te yaşamıştır.
17- http://ihsaneliacik.org/makaleler/yeseyanin-cigligi.html
18- Kuran/2Bakara/41.
19- Seyyid Kutub, Kurânda Edebî Tasvir, s. 229, Ankara, 1969.
20- Tevrat/ Tekvin/ Bab 37/4.
21- Tevrat/ Tekvin/ Bab 28/1-2.
22- Tevrat/ Tekvin/ Bab 27/42-43.
23- Yirmi yıl yanında kaldım. Koyunların, keçilerin hiç yavru düşürmedi. Sürülerinin içinden bir tek koç yemedim.-Tevrat/ Tekvin/ Bab 31/38.
24- Tevrat/ Tekvin/ Bab 29/16.
25- Rahel, İşte cariyem Bilha-dedi..-Tevrat/Tekvin/Bab30/3;-Lea artık doğum yapamadığını görünce, cariyesi Zilpa'yı Yakup'a eş olarak verdi.-Tevrat/ Tekvin/ Bab 30/9.
26- Tevrat/ Tekvin/ Bab 35/23-26.
27- Tevrat/ Tekvin/ Bab 29/17-20.
28- Sabah olunca, Yakup bir de baktı ki, yanındaki Lea! Lavan'a,(Laban) Nedir bana bu yaptığın?-dedi, Ben Rahel için yanında çalışmadım mı? Niçin beni aldattın?-Lavan, Bizim buralarda adettir. Büyük kız dururken küçük kız evlendirilmez-dedi, Bu bir haftayı tamamla, Rahel'i de sana veririz. Yalnız ona karşılık yedi yıl daha yanımda çalışacaksın.-Tevrat/Tekvin/ Bab29/25-27.
29- Tevrat/Tekvin/ Bab30/1-24.
30- Tevrat/Tekvin/ Bab35/18.
31- Kuran/12Yusuf/8.
32- R. İhsan Eliaçık, A.g.e, c. I, s. 21, İnşa Yayınları, İstanbul-2007.
33- Tevrat/ Tekvin/ Bab 35/23-26.
34- İkamet-anlamına gelir. Kitabı Mukaddes, s. 29, Kitabı mukaddes şirketi, İstanbul-1981.
35- Tevrat/Tekvin/ Bab30/19-20.
36- Tevrat/Tekvin/ Bab46/15.
37- Tevrat/Tekvin/ Bab30/21.
38- Tevrat/Tekvin/ Bab34/1-31.
39- İmam Kurtubi, el-Camiu li-Ahkâmil-Kuran, c.IX, s. 202.
40- A. Abdülfettah Tabbâra, Kuranda peygamberler ve peygamberimiz, s.183,İstanbul-1982.
41- Prof. Dr. Mehmet Aydın, Ansiklopedik Dinler tarihi, Yahuda oğulları maddesi.
42- R. İhsan Eliaçık, A.g.e, İnşa Yayınları, İstanbul-2007.
43- Tevrat/Tekvin/ Bab46/8-9.
44- Tevrat/I.Tarihler/ Bab2/1-2.
45- Tevrat/Tekvin/ Bab49/1-3.
46- Tevrat/Mısırdan Çıkış/ Bab13/1.
47- Ebu Cafer Muhammed b. Cerir et-Taberi, Taberi Tefsiri, c. V, s. 10, Hisar Yayınevi, İstanbul-1998.
48- Mevdudi, Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi ve Hz. Peygamber, c. I, s.510, Pınar yayınları, Ankara-1983.
49- Ekrem Sarıkçıoğlu, Başlangıçtan Günümüze Dinler Tarihi-, Yahudilik maddesi.
50- Prof. Dr. Mehmet Aydın, Ansiklopedik Dinler tarihi, Yahuda oğulları maddesi.
51- D.İ.B, Dini Kavramlar Sözlüğü, Yahudilik maddesi, s.696, Ankara 2006.
52- Tevrat/Tekvin/ Bab28/2.
53- Tevrat/Tekvin/ Bab27/42-43.
54- Tevrat/Tekvin/ Bab29/10-14.
55- Hani İbrahim, babası Âzer'e, Sen putları ilâh mı ediniyorsun? Şüphesiz, ben seni de, kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum-demişti.-Kuran/6Enam/74.
56- Tevrat/Tekvin/ Bab11/27-29.
57- Tevrat/Tekvin/ Bab22/20-23.
58- İmam Kurtubi, A.g.e, c.IX, s. 202.
59- Tevrat/Tekvin/ Bab25/1-2.
60- Tevrat/Tekvin/ Bab29/26-28.
61- Kuran/4Nisa/23.
62- Tevrat/Tekvin/ Bab 18/18.
63- Cengiz Duman, Hz. Yakup resullüğü ve mesajı, Haksöz dergisi, Nisan - 229.
64- Zemahşerinin, el-Keşşaf an Hakaiki Ğavamizü't-Tenzil ve uyunu'l-Ekavil fi Vücuhi't-Te'vil, Beyrut, 1397/1997, C. III, s.256-258;
65- Surriyyet: Cariye, Odalık, Müstefreşe-Arapça-Türkçe büyük lûgat, c.II, s.973, Hilal matbaası, Ankara-1968; Sürriyeteyn: tesniye, iki cariye anlamına gelmektedir; Süryeteyn kelimesine lügatlerde çok farklı manalar verilmektedir. Bunun için ayrıca bakınız: Lisanu'l-Arab, 6/252-254. Hz. Yakupun, dayıları kızları harici diğer iki karısı, ilk karılarının kendilerine hediye ettikleri cariyelerdir. Zulfe ve Belhe. Süryeteyn ifadesi bu iki cariyeyi yansıtmaktadır.
66- Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihul-Gayb, c. XIII, s.167, Akçağ Yayınları, Ankara 1990.
67- Bünyamin, Hz. Yakupun son doğan on ikinci oğludur. Binyamin-kelimesi İbranicedir ve Binyamin-: Sağ elimin oğlu-ya da Güneyli oğul-anlamına gelir. Bknz: Kitabı Mukaddes, s. 35, Kitabı mukaddes şirketi, İstanbul-1981; http://kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?mc=1&sc=4&id=39#_edn5
68- R. İhsan Eliaçık, A.g.e, c. I, s. 21, İnşa Yayınları, İstanbul-2007.
69- R. İhsan Eliaçık, A.g.e, c. I, s. 20, İnşa Yayınları, İstanbul-2007.



imza

Gerçeği insanların ölçüleri ile değil,insanları gerçeğin ölçüleri tanı



Konu Abdullah tarafından (19 Ekim 2010 Saat 15:08 ) değiştirilmiştir.. Sebep: Yaşayan Kuran Kitabındaki Hz. Yusuf Kıssası ve Yanlışlar
Abdullah isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kıssalar Edebi Eser, Allah Edebiyatçı mı? Abdullah Kuran Kıssaları 0 16 Şubat 2011 17:49
Kıssaların Dili Kitabındaki Âdemoğulları/Habil-Kabil Kıssası Tarihselliği Yorumları Ü Abdullah Kuran Kıssaları 0 03 Eylül 2010 21:48
Kuran Kıssaları Hakkında Sıkça Sorulan Sorular Abdullah Kuran Kıssaları 0 03 Eylül 2010 21:40
Âdemoğulları (Habil-Kabil) Kıssası Tefsirlerinde İsrailiyat Faciası Abdullah Kuran Kıssaları 0 02 Eylül 2010 20:47
Kuran Dışı Vahyin İmkansızlığı Abdullah Sünnet Usulü 0 02 Eylül 2010 18:14

Yeni Konu aç Cevapla

Paylaş

Etiketler
kissasi, kitabindaki, kuran, kur’an”, yanlislar, yasayan, yusuf


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim

Sitemap
13, 12, 3, 8, 9, 10, 11, 29, 30, 31, 32, 33, 38, 37, 39, 41, 42, 43, 49, 45, 48, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 58, 57, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 72, 70, 71, 73, 74, 75, 76, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 85,
Dil Seçimi - Language Selection
Dansk - Deutsch - English - Español - Français - Indonesia - Italiano - Nederlands - Polski - Português - Filipino

.


vBulletin® Version 3.8.6 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd
Kuran Akademisi